tahlil

Su İçmemek Şişmanlatıyormuş!

su içmemek şişmanlatıyor

Bugün 3. ay kan tahlili sonuçlarımı doktoruma götürdüm, doğru yolda mıyım n’oluyor diye. Her şey yolundaymış, turp gibiyim maşallah. öyle de hissediyorum zaten. Hiçbir sıkıntım yok. İlaçlarımı almaya aynen devam. Çinkom biraz fazla çıktı ama sorun değilmiş. Kolesterolüm de üst sınırın biraz üzerinde, 220 civarı ama bu sonuç da normalmiş. Kan yağları değerlerinde 6-8 ay boyunca dalgalanma olurmuş.

Yalnızca biraz daha su içmem gerekiyor çünkü su içmemek kilo aldırıyormuş! Bunu bugün doktorum söyledi valla. Biliyordum ama insanın bazen tekrar duyması gerekiyor. Şahsen de tanıdığım ve çok sevdiğim detoks uzmanı Gül Kaynak’ın su içmemekle ilgili çok güzel bir yazısı var. Bence kendinize bir bardak su koyun ve bu yazıyı okuyun 🙂

Not: Bir bardak suyun içine bir çay kaşığı karbonat (ya da İngiliz karbonatı) koyarsanız su daha yumuşak içimli, daha alkali ve daha sağlıklı olacaktır. Bu da Gül hanımdan öğrendiğim bir taktik. Ama yine de kullanmadan önce doktorunuza danışmanızı öneririm.

Su İçmemek Şişmanlatır Mı?

Yetince su olmadan yeterince enerjiye sahip olamayız ve güçsüz hissederiz. Yapılan çalışmalar su oranındaki %3’lük bir düşüşün, kas gücünde %10 azalma, hızda %8 düşme ve daha düşük kas dayanıklılığına yol açtığını göstermektedir.

Kronik olarak dehidre, yani sağlık uzmanları tarafından önerilen miktar olan günde minimum 2 litre suyu içmeyen %75’in arasında mısınız? 

Maalesef günümüzde çoğu insan günlük ortalama 1 litre sıvı alıyor; bunun da çoğu asidik içeceklerden yani çay, kahve ve meşrubattan, ki bunlar aslında vücudun suyunu çalıyor. Amerika’daki Cornell Tıp Beslenme Merkezi’nin yaptığı bir ankette katılımcıların %10’u gün içinde hiç su içmediklerini belirtmiş!

Sağlıklı bir insanın vücut ağırlığının %70’i sudur. Kaslarımızın ve kalbimizin %75’i, beynimizin ve böbreklerimizin %83’ü, akciğerlerimizin %86’sı ve gözlerimizin %95’i sudan oluşur. Kemiklerimizin bile %22’si sudur! Eğer yeterince su içmezsek – ki çoğumuz içmiyoruz – veya yanlış içecekler tüketirsek vücut sağlığımızı riske atarız.

Ortalama bir yetişkin gün içinde terleme, idrar, hareket, hatta uyku yolu ile 2,5-3 litre sıvı kaybeder ve bu yerine konmazsa vücut susuz kalır.

Yeterince su içmemek bizi öncelikle yorgun yapacaktır; gün içindeki yorgunlukların bir numaralı sebebi su eksikliğidir. Yetince su olmadan yeterince enerjiye sahip olamayız ve güçsüz hissederiz. Yapılan çalışmalar su oranındaki %3’lük bir düşüşün, kas gücünde %10 azalma, hızda %8 düşme ve daha düşük kas dayanıklılığına yol açtığını göstermektedir.

%4’lük su kaybına ulaştığımızda ise baş dönmeleri hissederiz ve fiziksel güç kapasitemizde %30’luk bir güç kaybı oluşur. Bir puan daha düşünce büyük ihtimalle konsantrasyon bozukluğu, uyuşukluk ve baş ağrısı yaşarız.

Susuzluk düşünce bozukluğuna, kısa süreli hafıza problemlerine, kendimizi sözlü olarak ifade etmemizde zorlanmaya ve odaklanma problemlerine yol açabilir. Belki de hafıza zayıflaması zannettiğiniz, günlük su tüketiminizin azlığı ile alakalıdır!

Bu liste uzayıp gidiyor; baş dönmesi, el ve ayak soğukluğu, huzursuzluk, asabiyet, depresyon, şeker tüketme isteği, kramplar, mide ekşimesi, eklem ve sırt ağrıları, migren, kabızlık… Uzun süreli kronik susuzluk ise obezite, kalp hastalıkları, kanser gibi daha ciddi hastalıkların sebeplerinden biri olarak gösteriliyor. Eğer vücudun suyunun %15-20’sini kaybedersek, yaşamımız direk olarak tehlikeye girebilir. Kısacası su eksikliği bizi öldürebilir!

Öte yandan sağlığımızla ne kadar ilgiliyiz tartışılır! İçimde uyuyan “mühendisi” uyandırarak verdiğim bunca istatistik ve bol rakamlı bilgiyi aldığım “Zayıflamada PH Mucizesi” kitabının yazarı Dr Robert Young’tan PH eğitimi almak için San Diego’daki merkezine gittiğimde, biz öğrencilere ilk söylediği: “Aslında kitabımın adı Sağlıkta PH Mucizesi olacaktı, ama editörüm büyük bir çoğunluğun sağlıkla değil de zayıflamak ile ilgilendiğini söyledi, bizde kitabın adını değiştirmek zorunda kaldık…” idi!

İngilizcede “You can never be too thin or too rich.” – “Hiçbir zaman yeterince zayıf veya yeterince zengin olamazsınız.” sözü çok üzücü ama belki de günümüzde insanoğlunun bir türlü tatmin olamama sıkıntısını açıkça anlatıyor.

O zaman oyunu kurallarına göre oynayalım: Evet eğer yeterince su içmezsek şişmanlarız! Bu kadar basit. Hafif susuzluk bile metabolizmamızı %3 oranında yavaşlatır. Vücudumuzun susuzluk işaretlerine gözümüz o kadar kapalıdır ki, susadığımızda acıktığımızı zannedip hemen ağzımıza yiyecek bir şeyler atarız. Yani, yeterince su içmezsek, gereğinden fazla yeriz. Ayrıca yeterince su almazsak, vücut elindeki suyu tutar, kendimizi şişmiş ve rahatsız hissederiz, ayrıca olduğumuzdan daha kilolu görünürüz! Vücudumuzdaki ödemi atmanın en kolay yolu daha fazla su içmektir.

Asidik bir vücut yağlanmaya başlamış bir vücuttur. Vücut içtiğimiz suyu asitleri nötrlemek, asit fazlasını seyreltmek, asitleri ve toksinleri idrar, ter ve bağırsak yoluyla yıkamak için kullanır. Yeterince su içmezsek vücudumuz çok asitli olur ve yağ depolama durumuna geçer. Alman araştırmacılar su içmenin kalori yakma oranını arttırdığını ortaya koymuştur; sadece 2 bardak su bile metabolik oranı 3 puan arttırır.

Bu bulguların yayınlandığı Journal of Clinical Endocrinology and Metabolism dergisi, bir yıl boyunca günde içilen 1,5 litre ilave suyun ekstra 17,400 kalori yakmayı sağladığını anlatıyor; başka bir deyişle tam 2,5 kilo!

Hiçbir şey yemeden 30 gün dayanabileceğimizi, öte yandan sadece 72 saatlik bir susuzluğun ölümle sonuçlanacağını biliyoruz. Ayrıca vücudumuz soğuk havada, sıcak havada kullandığı kadar su kullanıyor ve uyurken kullandığımız su oranı uyanıkken kullandığımız su oranına eşit!

O zaman bu kadar bilgi üzerine hemen bir bardak su içelim ve gün içinde devamlı ve bol su içmekten korkmayalım. Halk arasında yaygın olan “Çok su içersem böbreklerim yorulur” inancı maalesef doğru değildir; asıl bol su içmek böbrek taşının oluşumunu önlemede çok önemli bir etkendir.

Su içmenin önemini hatırladık, şu andan itibaren günde en az 2,5-3 litre suyu amaçladık, ki bu çok güzel bir başlangıç.

Kaynak: Detoks Uzmanı Gül Kaynak

Reklamlar

Her Gün Aldığım Vitaminler Neler?

vitamin
Gerçek 1:
SADI-S (Loop Duodenal Switch) Ameliyatı Sonrası Ömür Boyu Vitamin Kullanmak ZORUNDASINIZ. 

Neden? Çünkü bu ameliyat, tüp mide ameliyatı gibi sadece besin almayı kısıtlayıcı bir ameliyat değil, aynı zamanda besin emilimini kısıtlayan da bir operasyon. Şu yazımda da bahsetmiştim bundan. Bağırsakların boyu kısaldığı için besin emilimi azalıyor, dolayısıyla besinlerden alınan vitaminler de azalmış oluyor.

Gerçek 2: Her Gün Vitamin ya da İlaç Kullanmak O Kadar Da Zor Değilmiş.

Sırf her gün 3-5 vitamin almamak için neredeyse bu ameliyatı olmaktan vazgeçiyordum! Çünkü gözüm korkmuştu okuduklarımdan. Ama ben söylüyorum; korkmayın 🙂 Bu aldığınız vitaminleri, küçülen mideniz yüzünden alamadığınız minik gıdalar olarak görün. Onlar artık sizin yemeklerinizin bir parçası olacak. Küçücük ama büyük faydaları olan, hazırlaması zahmetsiz minik yiyecekler gibi düşünün.

Gerçek 3: Eğer Tembellik Edip Vitaminlerinizi Almazsanız, İleride Hala Şişman Olmayı Yeğleyeceğiniz Kadar Hastalanmanız Garanti!

Diasurg‘dan aldığım bilgileri aynen paylaşıyorum:

Ömür Boyu Destek Tedavisi: Emilim bozukluğuna bağlı olarak düzenli olarak hayat boyu vitamin ve mineral desteği alınması gereklidir. Bu nedenle düzenli doktor kontrolünde kalmak çok önem taşır. Özellikle demir ve vitamin B12 eksikliği, anemi yani kansızlık açısından önemlidir. Hastalarımızın ameliyattan sonra D vitamini ve Kalsiyum almasına dikkat ederiz. Kalsiyum eksikliğinde kemik erimeleri ve buna bağlı kırıklar görülebilmektedir.”

Dr. Halil Coşkun’un sitesinden aldığım obezite ameliyatlarına göre alınması gereken vitamin listesi ise şöyle (resme tıklayıp büyük bakabilirsiniz)

obezite ameliyatı sonrası vitamin desteği

”BPD ve BPD/DS ameliyatları diğer bypasslar ve hacim kısıtlayan tüm ameliyatlardan daha fazla kilo kaybı oluşturma gücüne sahiptirler. Ancak bu iki ameliyat aynı zamanda, diğer hiçbir ameliyatta görülmeyecek kadar ileri derece beslenme bozukluğuna da sıklıkla neden olmaktadırlar. Özellikle düzenli doktor kontrolüne gelmeyen hastalarda çok ağır beslenme bozuklukları ve bunlara ait ölümcül hastalıklar görülebilmektedir.” (Diasurg)

Ben hangi vitaminleri alıyorum peki?

Hastaneden çıkmadan önce B12 vitamini aşısı (Dodex) oldum. 3 ay sonra bir daha olmam gerek -yani bu aralar, gecikti biraz-. Sonra ilk 3 ay mide koruyucu ve safra kesesinde çamurlaşmayı/safra taşını önleyen iki ilaç aldım.  Artık almıyorum. Bunları her gün kalkar kalkmaz içtim. Sonra kahvaltıyla 1 adet Supradyn All Day multivitamin hapı (içinde her türlü vitamin mevcut) ve yarım saat sonra 1000 mg Kalsiyum + 880 IU D3 vitaminli eritme tablet, daha sonra akşam yemeğiyle tekrar 1 adet multivitamin ve kalsiyum tableti, yatmadan önce de 1 adet demir hapı.

Demir hapı gece bende reflü yaptı ilk aylarda ve ağzımda korkunç bir tatla uyanmama sebep olduğu için artık demir hapımı sabah kalkar kalkmaz içiyorum. Ve ilk tahlillerimde D vitamini eksik çıktığı için artık öğlenleri Solgar’ın 1000 IU D3 vitamini de alıyorum kalsiyumla birlikte. Bir sonraki tahlilde göreceğim işe yarayıp yaramadığını.

Tahlil demişken…

Her ay düzenli yaptırmanız gereken tahliller var. Daha doğrusu ameliyattan sonraki 1. ay, 3. ay, 6. ayda ve 1. senede kandaki şekere, vitamin ve minerallerin değerlerine vs. ye bakılıyor ki alınan ilaçlar yeterli mi değil mi, ona göre düzenleme yapılıyor. Körü körüne alınmıyor yani bu ilaçlar. Kan vermek ve sonuçlarını beklemek ise işin heyecanlı kısmı. İnsanın bedeninde olup bitenleri yakınen görüyor. Farkındalık güzel şey 😉