süper obezite

Loop Duodenal Switch (SADIS) Nedir – Op. Dr. Tuğrul DEMİREL

SADI-S operation

Aşağıdaki bilgiler Dr. Tuğrul Demirel’in sitesinden alınmıştır ama yukarıdaki illüstrasyon Op. Dr. Murat Üstün‘e aittir. Evet benim doktorum Tuğrul Demirel ama benim amacım hiçkimsenin reklamını yapmak değil, sadece bilgi vermek ve benim durumumda olanlara yardımcı olmak. (Dr. Tuğrul Demirel (Diasurg)‘i çok seviyorum ve ondan daha iyi bir doktor bulabileceğinizi de sanmıyorum ama sonuçta karar sizin. Bu ameliyatı olacaksanız mutlaka doktorunuzu iyi seçin ve daha önce opere ettiği hastalarıyla birebir konuşmak için doktorunuzdan izin isteyin ve aklınızdaki HER soruyu mutlaka önce doktorunuza, sonra bizzat bunu yaşayanlara sorun. Doktor bile bir yere kadar empati kurabiliyor. Hastanın halinden en iyi yine başka bir hasta anlıyor. Ve kesinlikle gözüm kapalı tavsiye ediyorum bu ameliyatı morbid obezlere, çok geç olmadan hayatınızı geri kazanın ve ne yapın edin ameliyat olun. İnanın hiç korkulacak bir şey yok. Ameliyat öncesi ve sonrası deneyimlerimi şurada paylaştım)

MORBİD OBEZİTE ve SÜPER OBEZİTE CERRAHİSİNDE en etkili metodlardan bir tanesi: SADİ-S AMELİYATI

 

SADİ-S Single Anastomosis Duodeno-Ileal Bypass adının kısaltılmış halidir. Klasik Biliopankreatik Diversiyon ve Duodenal Switch ameliyatının daha basitleştirilmiş formudur. Duodenal Switch ameliyatında safrayı saptıran ikinci bir bağlantı yapılırken, SADİ-S ameliyatında, incebağırsakların son üçte birlik kısmı, doğrudan ve kesilmeden, mide çıkışına bağlanır. Anatomik şekil olarak Mini Gastrik Bypass ameliyatına benzesede, Mini Gastrik Bypass ameliyatından her açıdan çok daha üstün ve konforludur. 

 

SADİ-S (LOOP DUODENAL SWİTCH) AMELİYATININ ÜSTÜNLÜKLERİ:

 

Öncelikle SADİ-S Ameliyatının,  Mini Gastrik Bypass ve R-Y Gastrik Bypass ameliyatından en önemli farkı,  SADİ-S  ameliyatında geride kör mide bırakılmamasıdır. Hem Mini Gastrik Bypass ve hem R-Y Gastrik Bypass ameliyatında, mide eşit olmayan iki parçaya bölünür. Yemek borusunun komşuluğunda çok küçük bir mide aktif olarak kullanımda bırakılır ve bu küçük mideye aşağıdan çekilen ince bağırsak bağlantısı yapılır. Bu nedenle, midenin asıl büyük kısmı, tamamen kapalı olarak içeride atıl halde bırakılır. Hem Mini Gastrik Bypass ve hem R-Y Gastrik Bypass ameliyatında, içeride işlevsiz olarak bırakılan bu mide bölümüne, ileride oluşabilecek hiçbir sorun için, endoskopi yoluyla bakmak olanağı olmaz. Çünkü yemek borusunun bu kalan mideyle bağlantısı kesilmiş olmaktadır. Oysa içeride kalan bu midede strese bağlı gastrit olabilir, ülserler çıkabilir hatta kanser olabilir. Hem Mini Gastrik Bypass ve hem R-Y Gastrik Bypass ameliyatında bu durumlardan her hangi biri için bile erken tanı yada endoskopik tedavi olanağı tamamen ortadan kaldırılır.

 

Bunlardan başka, Hem Mini Gastrik Bypass ve hem R-Y Gastrik Bypass ameliyatında, midenin uyarılmasını, sağlıklı çalışmasını, boşalma faaliyetini ve asit salgısını düzenleyen, “VAGUS” sinirleri ve mideye dağılan lifleri, kesilir. Geride işlevsiz bırakılan büyük midenin böylece, sinirsel uyarısı da bloke edilmiş olur.

 

Hem Mini Gastrik Bypass ve hem R-Y Gastrik Bypass ameliyatında mide çıkışını kontrol eden, midenin erken boşalmasını veya ince bağırsaklardan mideye safralı içerik kaçmasını engelleyen “PİLOR KASI” işlevsiz hale gelir. Çünkü Hem Mini Gastrik Bypass ve hem R-Y Gastrik Bypass ameliyatında PİLOR KASI’da bypass edilir. Ayrıca PİLOR Kasının etkin çalışabilmesi için gerekli olan VAGUS sinirlerinin, Pilor Kasına giden lifleride bu mide bypasslarında kesildiğinden, kas fonksiyonel olarak da yetersizlik içine sokulmuş olur.

 

Özellikle Mini Gastrik Bypass ameliyatında, mide ile ince bağırsak arasında yapılan bağlantıdan, bol miktarda safra devamlı aktığı için, bu bağlantıda “Anastomoz Ülseri” dediğimiz ülserli yaralar daha sık görülür. Çünkü midemiz normalde az miktar safra reflüsüne karşı kendisini koruyabilir. Bunun için yeterli donanıma sahiptir. Bir kere ameliyatsız midenin hacmi ve mide öz suyu salgısı büyüktür ve içine gelen safralı içeriği rahatça kontrol edebilir. Ayrıca normal mide çıkışında bulunan ve Vagus sinirleri ile tam olarak uyarılan PİLOR KASI, normalde ameliyatsız mideye aşırı safra kaçağını engeller.

 

Oysa Mini Gastrik Bypass ameliyatında

 

1. Aktif mide öncekine kıyasla çok küçük hacime ufaltılır.
2. Mide hacmi çok küçüldüğü için mide öz salgısıda o bölümde aşırı azalır.
3. İnce Bağırsak ile yapılan bağlantı stapler ile ve çok geniş yapıldığındanve pilor kasını bypass ettiğinden,  yukarıdan gelen safra, o küçük mideyi yıkayarak aşağıya devam etmek zorunda kalır.
4. Hem mide hacimi küçüldüğünden, hem küçülen midenin safrayı bertaraf etmesi beklenen öz salgısı azaldığından, hem de ameliyatsız halde aktif çalışan Pilor Kasının, Mini Gastrik Bypass ile işlevsizleştirilmesi nedeniyle, ameliyat öncesine göre orantısız şekilde artan safra reflüsünün neticesi, çok daha yüksek ülser riskidir.

 

Aşağıdaki Op. Dr. Tuğrul Demirel’e ait SADI-S ameliyatı çizimi. Burada midenin alınan kısmını daha net görebiliyorsunuz.

SADI-S ameliyatı

 

SADİ-S AMELİYATININ (LOOP Duodenal Switch) AVANTAJLARI:
1. Midenin dış kısmı çıkartılır ve içeride bırakılmaz.
2. Mide tüpleştirlerek kısmen küçültülür. Midenin uzunlamasına yapısı korunur.
3. Mideyi sinirsel olarak uyaran “VAGUS SİNİRLERİ” tamamen korunur. 
4. Mide çıkışını kontrol eden “PİLOR KASI” tüm işlevleri ile korunur. 
5. Aşağıdan getirilen ince bağırsak, mideye değil, Pilor kasından sonraki başka bir ince bağırsak bölümüne bağlanır.
6. Yapılan bağlantının her iki tarafı da safra ile temasa göre farklılaşmış ince bağırsak olduğundan, “ANASTOMOZ ÜLSERİ” HİÇ GÖRÜLMEZ. 
7. Mide hacmi çok geniş bırakılır. Yemek porsiyonları hiçbir obezite cerrahisi ameliyatı ile kıyaslanmayacak kadar fazla ve tatminkar olur.
8. Geride kapalı yada kör mide bırakılmadığı için, bütün Duodenal Switch ameliyatları gibi, SADİ-S ameliyatı sonrasında mide, endoskopik olarak rahatlıkla değerlendirilir.
9. Duodenal Switch ameliyatları, en etkili ve etkisi en kalıcı obezite cerrahisi yöntemleridir.
10. Özellikle morbid obezite ve süper obezite ile birlikte olan Şeker Hastalığının tedavisinde ve bu kontrolün kalıcılığında, Duodenal Switch ameliyatları, Mini Gastrik Bypass ve R-Y Gastrik Bypass ameliyatından bariz olarak üstündür.

 

Loop Duodenal Switch (SADI-S) Ameliyatı Hikayem

Merhaba,

Tam 2 ay önce ameliyat oldum. Çevremdekilere dediğim gibi basit bir “mide ameliyatı” geçirmedim aslında. Tüm hayatımı kökten değiştiren bir metabolizma ameliyatıydı bu. Bir obezite ameliyatı geçirdim. Hayır kelepçe taktırmadım. Herkes ilk önce bunu sordu bana. Kelepçe mi diye. Evet en çok bilinen ve en yaygın olan kelepçe yöntemi. Ama artık eski, demode, etkisinin geçici olduğu ispatlanmış ve tercih edilmeyen bir yöntem. Hala yapılıyor pek çok yerde ama eğer siz kelepçe taktırmayı düşünüyorsanız vazgeçin. Çünkü gerçekten uzun vadede bir işe yaramıyor, komplikasyonları çok fazla ve kelepçeyi çıkarttırdığınızda verdiğiniz kiloları korumakta zorluk çekmeniz de cabası. Bunları ben değil, çok sevgili doktorum Tuğrul Demirel diyor. Sadece o değil, obezite cerrahisinde uzman olan pek çok hekim de aynı fikirde. E yapan yok mu hala bu ameliyatı, var. Ekmek parası diyelim…

Bu blogu açmamın TEK sebebi, benim gibi hayatı boyunca obeziteden muzdarip olan ve hasbel kader Google’da obezite cerrahisi ile ilgili araştırma yaparken bu blogu bulan ve ameliyat olmayı düşünen kişilere yardımcı olmak. İnanın ben 5 sene kadar araştırdım bu ameliyatları. Hatta obezite cerrahisinin varlığını keşfettiğim yıllarda Duodenal Switch ameliyatı -tabiri caizsa- daha piyasada yoktu 😀

Çok kısaca kişisel geçmişimden bahsedeyim size. Şu anda 30 yaşındayım. Bu ameliyatı olmaya karar verdiğimde -daha doğrusu cerrahi yöntemlerin benim için bir seçenek olabileceğini fark ettiğimde- 110-120 kg. civarındaydım. 2008 yılında kendi imkanlarımla 90-95 kiloya kadar düştüm. Ki boyum da 1.75’e yakın olduğundan çok da fena görünmüyordum, iyi bile hissediyordum kilo verdiğim için. Ama spor ve diyetlerin etkisi asla sonsuza kadar sürmüyordu  çünkü ikisini de sıkılıp birkaç ay içinde bırakıyordum. Defalarca 20-30 kilo birden verdim liseden beri. Ama hepsini misliyle geri aldım. Ve 30 yaşıma geldiğimde artık 143 kilo olmuştum. Evet inanması çok güç ama “benim gibi olanlar” neden bahsettiğimi çok iyi anlayacaktır. Bir insan evladı nasıl o kadar kilo alabilir diye ben bile düşünmüyor değilim. Benim tüm ailem şişman. Obezite bizde genetik. Evet bunun arkasına saklanmıyorum ama genetik yatkınlık ÇOK önemli obezitede. Tuğrul Demirel hocamın bu konuda yazdığı yazıyı şuradaki linkten okuyabilirsiniz. Yani eğer hayata bir obez olarak -ya da bir diğer deyişle obezite geni taşıyarak- başladıysanız, tüm hayatınızı spor ve diyetle geçirmek zorundasınız. Aksi takdirde ya kilolarıyla barışık bir şişman olarak yaşamaya devam etmek ya da bu ameliyatı olmak durumundasınız. Çünkü inanın bana o, geleneksel yöntemlerle zayıfladığınızda o kilolar geri geliyor… Er ya da geç! Ve hiçbir obez, güç bela verdiği kiloları geri almak istemez. “ay benim 5 kilo fazlam var, dukan diyeti mi yapsam” diyenlerden söz etmiyorum!! eğer onlardan biriyseniz, bu blog size hitap etmiyor 🙂 gidin güzel güzel verin 5 kilonuzu, siz “bizden” değilsiniz 😀

Nerede kalmıştık.. 135 kiloyken evlendim ve 1 sene dolmadan evliliğin verdiği rehavet ve kocama güzel yemekler yapma arzusuyla 10 kilo daha aldım. Dedim artık bu iş böyle olmayacak. Eşim de yemek yemeyi çok seviyor ve ileride bebek de yapmak istiyoruz. Ama bu kiloyla bu imkansız. İnsülin direncim de var çünkü. E o zaman daha ne duruyorsun dedim kendime. Şimdiye kadar gözümü korkutup da yaptırmadığım ameliyat dosyasını yeniden açtım. Araştırmalara kaldığım yerden devam ettim ve yeni bir yöntem keşfettim: Duodenal Switch!

Tabi ben Duodenal Switch yerine Loop Duodenal Switch, yani SADI-S ameliyatını tercih ettim. Çünkü tek anastomozlu, yani 2 yerine 1 bağlantı noktası var bağırsaklarda. Ve bağırsaklarda emilimin gerçekleştiği yer daha uzun (250 cm kadar) (Bunlar size belki bir şey ifade etmiyor şu anda ama okudukça daha iyi anlayacaksınız)

Peki nedir SADI-S? öğrenmek için tıklayın