Şişman

Loop Duodenal Switch (SADI-S) Ameliyatı Hikayem

Merhaba,

Tam 2 ay önce ameliyat oldum. Çevremdekilere dediğim gibi basit bir “mide ameliyatı” geçirmedim aslında. Tüm hayatımı kökten değiştiren bir metabolizma ameliyatıydı bu. Bir obezite ameliyatı geçirdim. Hayır kelepçe taktırmadım. Herkes ilk önce bunu sordu bana. Kelepçe mi diye. Evet en çok bilinen ve en yaygın olan kelepçe yöntemi. Ama artık eski, demode, etkisinin geçici olduğu ispatlanmış ve tercih edilmeyen bir yöntem. Hala yapılıyor pek çok yerde ama eğer siz kelepçe taktırmayı düşünüyorsanız vazgeçin. Çünkü gerçekten uzun vadede bir işe yaramıyor, komplikasyonları çok fazla ve kelepçeyi çıkarttırdığınızda verdiğiniz kiloları korumakta zorluk çekmeniz de cabası. Bunları ben değil, çok sevgili doktorum Tuğrul Demirel diyor. Sadece o değil, obezite cerrahisinde uzman olan pek çok hekim de aynı fikirde. E yapan yok mu hala bu ameliyatı, var. Ekmek parası diyelim…

Bu blogu açmamın TEK sebebi, benim gibi hayatı boyunca obeziteden muzdarip olan ve hasbel kader Google’da obezite cerrahisi ile ilgili araştırma yaparken bu blogu bulan ve ameliyat olmayı düşünen kişilere yardımcı olmak. İnanın ben 5 sene kadar araştırdım bu ameliyatları. Hatta obezite cerrahisinin varlığını keşfettiğim yıllarda Duodenal Switch ameliyatı -tabiri caizsa- daha piyasada yoktu 😀

Çok kısaca kişisel geçmişimden bahsedeyim size. Şu anda 30 yaşındayım. Bu ameliyatı olmaya karar verdiğimde -daha doğrusu cerrahi yöntemlerin benim için bir seçenek olabileceğini fark ettiğimde- 110-120 kg. civarındaydım. 2008 yılında kendi imkanlarımla 90-95 kiloya kadar düştüm. Ki boyum da 1.75’e yakın olduğundan çok da fena görünmüyordum, iyi bile hissediyordum kilo verdiğim için. Ama spor ve diyetlerin etkisi asla sonsuza kadar sürmüyordu  çünkü ikisini de sıkılıp birkaç ay içinde bırakıyordum. Defalarca 20-30 kilo birden verdim liseden beri. Ama hepsini misliyle geri aldım. Ve 30 yaşıma geldiğimde artık 143 kilo olmuştum. Evet inanması çok güç ama “benim gibi olanlar” neden bahsettiğimi çok iyi anlayacaktır. Bir insan evladı nasıl o kadar kilo alabilir diye ben bile düşünmüyor değilim. Benim tüm ailem şişman. Obezite bizde genetik. Evet bunun arkasına saklanmıyorum ama genetik yatkınlık ÇOK önemli obezitede. Tuğrul Demirel hocamın bu konuda yazdığı yazıyı şuradaki linkten okuyabilirsiniz. Yani eğer hayata bir obez olarak -ya da bir diğer deyişle obezite geni taşıyarak- başladıysanız, tüm hayatınızı spor ve diyetle geçirmek zorundasınız. Aksi takdirde ya kilolarıyla barışık bir şişman olarak yaşamaya devam etmek ya da bu ameliyatı olmak durumundasınız. Çünkü inanın bana o, geleneksel yöntemlerle zayıfladığınızda o kilolar geri geliyor… Er ya da geç! Ve hiçbir obez, güç bela verdiği kiloları geri almak istemez. “ay benim 5 kilo fazlam var, dukan diyeti mi yapsam” diyenlerden söz etmiyorum!! eğer onlardan biriyseniz, bu blog size hitap etmiyor 🙂 gidin güzel güzel verin 5 kilonuzu, siz “bizden” değilsiniz 😀

Nerede kalmıştık.. 135 kiloyken evlendim ve 1 sene dolmadan evliliğin verdiği rehavet ve kocama güzel yemekler yapma arzusuyla 10 kilo daha aldım. Dedim artık bu iş böyle olmayacak. Eşim de yemek yemeyi çok seviyor ve ileride bebek de yapmak istiyoruz. Ama bu kiloyla bu imkansız. İnsülin direncim de var çünkü. E o zaman daha ne duruyorsun dedim kendime. Şimdiye kadar gözümü korkutup da yaptırmadığım ameliyat dosyasını yeniden açtım. Araştırmalara kaldığım yerden devam ettim ve yeni bir yöntem keşfettim: Duodenal Switch!

Tabi ben Duodenal Switch yerine Loop Duodenal Switch, yani SADI-S ameliyatını tercih ettim. Çünkü tek anastomozlu, yani 2 yerine 1 bağlantı noktası var bağırsaklarda. Ve bağırsaklarda emilimin gerçekleştiği yer daha uzun (250 cm kadar) (Bunlar size belki bir şey ifade etmiyor şu anda ama okudukça daha iyi anlayacaksınız)

Peki nedir SADI-S? öğrenmek için tıklayın

 

Reklamlar