Obez

Kilo Vermek Ya Da Vermemek, İşte Bütün Mesele Bu…

tartı

40 numara olan ayaklarım 4 ayda küçüldüler! 39 numara oldu mu bilmiyorum ama bütün ayakkabılarımın artık bol geldiğini biliyorum. Dövmelerim bile küçüldü 😀 Parmaklarım da inceldi; alyansımı bazen yüzük parmağıma değil de orta parmağıma takmak zorunda kalıyorum! 2013’ten itibaren aldığım hiçbir pantolon artık olmuyor. Küçülen kıyafetlerinizi sakın atmayın, lazım olacak.

Kabızlık çekiyor ya da ‘çıkarken’ zorlanıyorsanız yağlı yiyecekler yiyin; mucizevi şekilde hemen fayda ediyor. Doktorumun tavsiyesiydi, işe yaradı.

• Obezite ameliyatı olduysanız, elinizin ayarını kalibre etmeniz gerekiyor ki benim gibi kazanla yemek yapmaya devam etmeyin! Ne yazık ki bu aralar evde en çok yemek atılıyor, çünkü alışkanlıkla çok miktarda yapıyorum ve yenmedikleri için bozuluyorlar – ki en nefret ettiğim şey yemek atmak, bayat ekmekleri bile n’apar eder kullanırım normalde. Bilmem söyledim mi önceden ama kendime taktığım lakap ‘yarım porsiyon’. Daha fazlasını yiyemiyorsunuz çünkü. Sevgili doktorum Tuğrul Demirel’in söylediğine göre bir hastası 1,5 porsiyon tavuk şiş yiyebiliyormuş. E maşallah ona 😀 Mide zamanla büyüyor tabi…

  Yine doktorumun dediğine göre Gastric Bypass olanların 20 sene sonra kilolarını koruma oranı %40 iken, Duodenal Switch olanların %84’ü zayıf kalabiliyormuş. İşte tam da bu yüzden ameliyat tercihi yaparken uzun vadeli düşünmeniz gerekir. Özellikle de gençseniz. Ameliyattan 5-10 sene sonra tekrar kilo alma riskiniz varsa hiç ameliyat olmayın daha iyi… Benim doktorum Gastric Bypass yapmıyor. Çünkü daha etkili ve daha başarılı ameliyatlar var! Yaptığı en basit ameliyat tüp mide. Ama onun da avantajlarını ve dezavantajlarını hastalarını detaylıca anlatıyor. Tercih size kalıyor sonra. Benim tavsiyem -eğer çok yüksek VKİ’niz varsa- mutlaka Duodenal Switch olmanız. Tereddütsüz.

  Şu anki VKİ’m, yani Vücut Kitle İndeksim 37.2. Ameliyattan önce 48.3’tü! Yani eskiden morbid -ölümcül- obezdim, artık sadece obezim. İdeal kilom 70. Şu anda 110 kiloyum. 33 kilo verdim, geriye 40 kilocuk kaldı 😛

Vücut Kitle İndeksi Değerleri Ne İfade Ediyor?

18.5 kg / m²’nin altında olanlar – Zayıf
18.5-24.9 kg / m² arasında olanlar – Normal kilolu
25-29.9 kg / m² arasında olanlar – Fazla kilolu
30-39.9 kg / m² arasında olanlar – Obez (şişman)
40 kg / m²’nin üzerinde olanlar – İleri derecede obez (Morbid obez)

Siz de kendi VKİ’nizi obezitem.com sitesinden hesaplayabilirsiniz.

Ama yine de sosyal mesaj vermeden geçemeyeceğim. Siz tartıdaki sayı değilsiniz, kim olduğunuzu belirlemiyor orada gördüğünüz sayı! Az önce vermem gereken kiloyu hesaplarken bir kez daha fark ettim. Ne kadar kilo vermem ‘gerektiği’ umrumda değil 🙂 Doktoruma da geçen gün onu dedim, ben böyle kalsam da olur, kendimi çok iyi hissediyorum. Bu ameliyatı zayıflamak değil sağlıklı olmak için oldum. İlk motivasyonum buydu. Merdivenleri kolay çıkmak, yürüyüşe çıktığımda tıknefes olmamak, oturup kalkarken rahat etmek, hareket özgürlüğümü geri kazanmak, diz ağrısı çekmemek ve ailemde de mevcut olan tansiyon, şeker vb. hastalıklara ileride yakalanmamak için ameliyat oldum. Lütfen kilo vermeyi bir obsesyon haline getirmeyin. İnanın siz böyle de çok güzelsiniz. Sadece sağlığınızı düşünün. Çünkü sağlıklı olmadıktan sonra 36 beden olmak hiçbir işe yaramaz… 🙂

Reklamlar

Obezite Ameliyatıyla İlgili Kimsenin Söylemediği Şeyler

Evet, bu ameliyat hayatınız boyunca taşıdığınız gereksiz yüklerden kurtulmanıza yardım ediyor ve bir daha asla o kiloları geri almamak üzere veriyorsunuz (yanlış beslenmediğiniz sürece) ama bazı şeyler asla eskisi gibi olmuyor. Öyle korkutucu şeyler değil bunlar ama ben o kadar araştırma yapmama rağmen hiç bu bilgilerle karşılaşmadım, o yüzden bana sürpriz oldu. Size de olsun istemiyorum.

1- Obezite cerrahisi çok pahalı. Bunu mutlaka biliyorsunuz ama rakamlara aşina mısınız bilmiyorum. Devlet karşılasın benim ameliyatımı derseniz, 3-5 bin lira arası bir harcama yapmanız yeterli oluyor; tabi sıra size gelsin diye 1 sene kadar bekleyebilirsiniz. Ben özel hastanede oldum ameliyatımı ve bana sunulan 2 hastane seçeneğinden daha ucuz olanıydı ve ameliyat + ilaçlarımın toplam masrafı 40 bin liraya yakın tuttu. Kısaca; bu ameliyata girmek için hem maddi hem de manevi olarak hazır olmanız gerekiyor. Ama inanın her kuruşuna ve çekilen her acıya değer…

2- Sessiz bir ortamda yemek yemeyi unutun 🙂 niye mi? Ameliyattan sonra yemek yerken, ilk lokmanızdan itibaren, yemek bitinceye kadar mideniz sizinle konuşacak. Evet konuşacak. Bu guruldama, lavabodan su geçerken lıkır lıkır çıkan bir sese benzer sesler çıkarma, geğirme, gurklama vs. gibi farklı şekillerde kendini gösterecek. Ne kadar yavaş ya da hızlı yediğiniz fark etmiyor. Çok rahatsız ediyor mu? Beni hayır. Ama eğer bir sessizlik anı olmuşsa karşınızdaki açıkça bunları duyuyor ve tuhaf tuhaf bakıyor. Açıklama yapmak zorunda kalabiliyorsunuz. Bazen lokmalarımın aralarında konuşacak oluyorum ve bu sesler yüzünden es vermek zorunda kalıyorum bitsinler diye. Yani korkunç değil ama bilin yani, böyle bir şey var 😀 (Edit: 1 ay sonra bu seslerin çoğu kayboldu.)

3- Bu erkekler için geçerli mi bilmiyorum ama bir kadın olarak başıma gelen bu: Ameliyat olacağımı söylediğim her kız arkadaşım ya da kadın patronum vs. yani hemcinsim olan kişilerin %90’ı, onlardan daha zayıf olacağım diye korktu! Bunu açık açık da söylediler. Ay ben çok kıskanırım, aman çok kilo verme, sakın benden zayıf olma…. Neyin kafasındasınız siz?? Ben obezim! Sizse hayatı boyunca topluma göre normal kabul edilebilecek kilolarda özgürce yaşamış olan kadınlarsınız! bunu bana derken hiç mi utanmıyorsunuz! neyse kızmayacağım. Obez olmanın ne demek olduğunu asla anlayamayacak ve empati kuramayacak insanlar onlar ne yazık ki. Kısaca demek istediğim, kız arkadaşlarınızın size olan bakış açıları ister istemez değişecek ve kimin özgüveni düşük bir çırpıda anlayacaksınız.

4- Bu biraz pis bir konu gibi gelebilir ama hastanede yatarken ve sonrasında doktorunuzla sıklıkla konuşacağınız bir şey bu: Kakanız! Yaptın mı, yapmadın mı, ne renk yaptın, ishal oldun mu, gaz çıkardın mı, vs. vs. Bu sorulara hazırlıklı olun ve rahat olun, çekinmeyin. Benim diyeceğim şeyse şu; kahverengi kakanızla vedalaşabilirsiniz. 2 aydır kakam hep yeşil… Öyle ishal yeşili değil ama koyu yeşil. Bağırsak kısaldığı için öyle olurmuş. Bunu da geçenlerde tesadüfen gördüm. Eğer midemi bozarsam siyaha yakın bir renk alıyor hepsi bu. Ama her zaman yeşil. Sanırım bundan sonra da böyle olacak. Hani bilin de, panik olmayın sonra 🙂

5- Ameliyattan önce ve sonrasındaki ilk 6 ay ASLA yeni kıyafet satın almayın. Ama mecbursanız bunların her hafta size büyük geleceğini hesap ederek küçük bedenlerini satın almaya çalışın ya da tanıdık terzinin varsa ahbap olmaya bakın. Ameliyat olalı 2 ay oldu ama şimdiden 2 kot ve 1 pantalon daralttırdım ve hepsi yine büyük gelmeye başladı 😦 kıyafet büyük bir sorun oluyor. Üstler yine bir şekilde idare ediyor ama alt bedende sorun oluyor. Allahtan eski ve dar kotlarımı atmamıştım da onları yavaş yavaş giymeye başladım. Siz de dolaplarınızı bir karıştırın, mutlaka dar gelen kıyafetleriniz vardır.

Loop Duodenal Switch (SADI-S) Ameliyatı Hikayem

Merhaba,

Tam 2 ay önce ameliyat oldum. Çevremdekilere dediğim gibi basit bir “mide ameliyatı” geçirmedim aslında. Tüm hayatımı kökten değiştiren bir metabolizma ameliyatıydı bu. Bir obezite ameliyatı geçirdim. Hayır kelepçe taktırmadım. Herkes ilk önce bunu sordu bana. Kelepçe mi diye. Evet en çok bilinen ve en yaygın olan kelepçe yöntemi. Ama artık eski, demode, etkisinin geçici olduğu ispatlanmış ve tercih edilmeyen bir yöntem. Hala yapılıyor pek çok yerde ama eğer siz kelepçe taktırmayı düşünüyorsanız vazgeçin. Çünkü gerçekten uzun vadede bir işe yaramıyor, komplikasyonları çok fazla ve kelepçeyi çıkarttırdığınızda verdiğiniz kiloları korumakta zorluk çekmeniz de cabası. Bunları ben değil, çok sevgili doktorum Tuğrul Demirel diyor. Sadece o değil, obezite cerrahisinde uzman olan pek çok hekim de aynı fikirde. E yapan yok mu hala bu ameliyatı, var. Ekmek parası diyelim…

Bu blogu açmamın TEK sebebi, benim gibi hayatı boyunca obeziteden muzdarip olan ve hasbel kader Google’da obezite cerrahisi ile ilgili araştırma yaparken bu blogu bulan ve ameliyat olmayı düşünen kişilere yardımcı olmak. İnanın ben 5 sene kadar araştırdım bu ameliyatları. Hatta obezite cerrahisinin varlığını keşfettiğim yıllarda Duodenal Switch ameliyatı -tabiri caizsa- daha piyasada yoktu 😀

Çok kısaca kişisel geçmişimden bahsedeyim size. Şu anda 30 yaşındayım. Bu ameliyatı olmaya karar verdiğimde -daha doğrusu cerrahi yöntemlerin benim için bir seçenek olabileceğini fark ettiğimde- 110-120 kg. civarındaydım. 2008 yılında kendi imkanlarımla 90-95 kiloya kadar düştüm. Ki boyum da 1.75’e yakın olduğundan çok da fena görünmüyordum, iyi bile hissediyordum kilo verdiğim için. Ama spor ve diyetlerin etkisi asla sonsuza kadar sürmüyordu  çünkü ikisini de sıkılıp birkaç ay içinde bırakıyordum. Defalarca 20-30 kilo birden verdim liseden beri. Ama hepsini misliyle geri aldım. Ve 30 yaşıma geldiğimde artık 143 kilo olmuştum. Evet inanması çok güç ama “benim gibi olanlar” neden bahsettiğimi çok iyi anlayacaktır. Bir insan evladı nasıl o kadar kilo alabilir diye ben bile düşünmüyor değilim. Benim tüm ailem şişman. Obezite bizde genetik. Evet bunun arkasına saklanmıyorum ama genetik yatkınlık ÇOK önemli obezitede. Tuğrul Demirel hocamın bu konuda yazdığı yazıyı şuradaki linkten okuyabilirsiniz. Yani eğer hayata bir obez olarak -ya da bir diğer deyişle obezite geni taşıyarak- başladıysanız, tüm hayatınızı spor ve diyetle geçirmek zorundasınız. Aksi takdirde ya kilolarıyla barışık bir şişman olarak yaşamaya devam etmek ya da bu ameliyatı olmak durumundasınız. Çünkü inanın bana o, geleneksel yöntemlerle zayıfladığınızda o kilolar geri geliyor… Er ya da geç! Ve hiçbir obez, güç bela verdiği kiloları geri almak istemez. “ay benim 5 kilo fazlam var, dukan diyeti mi yapsam” diyenlerden söz etmiyorum!! eğer onlardan biriyseniz, bu blog size hitap etmiyor 🙂 gidin güzel güzel verin 5 kilonuzu, siz “bizden” değilsiniz 😀

Nerede kalmıştık.. 135 kiloyken evlendim ve 1 sene dolmadan evliliğin verdiği rehavet ve kocama güzel yemekler yapma arzusuyla 10 kilo daha aldım. Dedim artık bu iş böyle olmayacak. Eşim de yemek yemeyi çok seviyor ve ileride bebek de yapmak istiyoruz. Ama bu kiloyla bu imkansız. İnsülin direncim de var çünkü. E o zaman daha ne duruyorsun dedim kendime. Şimdiye kadar gözümü korkutup da yaptırmadığım ameliyat dosyasını yeniden açtım. Araştırmalara kaldığım yerden devam ettim ve yeni bir yöntem keşfettim: Duodenal Switch!

Tabi ben Duodenal Switch yerine Loop Duodenal Switch, yani SADI-S ameliyatını tercih ettim. Çünkü tek anastomozlu, yani 2 yerine 1 bağlantı noktası var bağırsaklarda. Ve bağırsaklarda emilimin gerçekleştiği yer daha uzun (250 cm kadar) (Bunlar size belki bir şey ifade etmiyor şu anda ama okudukça daha iyi anlayacaksınız)

Peki nedir SADI-S? öğrenmek için tıklayın