Mini Gastrik Bypass

Mide – İnce Bağırsak Bypass Ameliyatları Hangileri?

mide bagirsak bypass ameliyatlari

Obezite ameliyatları üç tiptir; mide hacmini küçülten, mideye müdahele etmeden yiyecek girişini kısıtlayan (tıbbi ismi ne bilmiyorum) ve hem mide hacmini küçültüp hem de bağırsakları bypass eden ameliyatlar.

Tüp mide ameliyatı ve mide katlama ameliyatı sadece midenin hacmini küçülten ameliyatlardır ve bu ameliyatlarda bağırsaklarda herhangi bir bypass ya da kısaltma yapılmaz. Yediklerinizi olduğu gibi sindirirsiniz, emilim kısıtlayıcı ameliyatlar değildirler.

Mide kelepçesi ve mide balonu gibi ameliyatlarda midenin hacmi küçültülmez, yani midenin şekli korunur, sadece yiyeceklerin mideye girişi kısıtlanarak kilo verilmesi amaçlanır.

Aşağıdaki liste de benim olduğum SADI-S (ya da diğer adıyla Loop Duodenal Switch, Modified Duodenal Switch veya Single Anastomosis Duodenal Switch – Tek Anastomozlu Duodenal Switch) ameliyatı ve diğer mide-ince bağırsak ameliyatlarının detaylarını açıklamaktadır. Obezite cerrahisi dendiğinde benim aklıma artık sadece bypass ameliyatları geliyor. Tüp mide ameliyatı ne kadar yaygın olsa da bağırsak bypass’lı ameliyatların uzun süreli kilo korumadaki etkinliği daha fazladır.


Mide – İnce Bağırsak Bypassları

Mini Gastrik Bypass:
Son yıllarda gittikçe yaygınlaşan kullanım alanıyla tercih edilen bir bypass türüdür. R-Y Gastrik Bypassdan farklı özelliği ise, tek anastomoz uygulanmasıdır. Kısmen daha kolay uygulandığı için tercih edilmektedir.

R-Y Gastrik Bypass:
Mini Gastrik Bypassdan farkı, safra reflüsünü engelleyen bir safra saptırıcı bağlantı taşımasıdır.

DuodenoJejunal Bypass:
Switch ameliyatının bir türüdür. Duodenal Switch’e nazaran, daha az emilim sınırlaması yapar. Fakat midenin fizyolojisini koruyan “Tüp Mide” formunda bir mide bırakır. Mide çıkışında ki pilor kası tüm işlevi ile korunur. Geride kör olarak isimlendirilen bir mide bırakılmaz. Mide uyarılmasını sağlayan vagus sinirleri tamamen korunur. Bu özellikleri ile Mini Gastrik Bypass ve R-Y Gastrik Bypass ameliyatlarından daha iyidir.

Biliopankreatik Diversiyon:
Nicholas Scopinaro tarafından geliştirilen bu yöntem Scopinaro ameliyatı olarak da isimlendirilir. Midenin alt 2/3 kısmı alınır. İnce bağırsağın son 250 cm’i bu üst mideye eklenir. Geride endoskopi kontrolüne uygun bir mide olur. Fakat pilor kası ortadan kaldırılır. Metabolik etkinliği en güçlü obezite cerrahisi ameliyatlarından biridir.

Duodenal Switch:
Biliopankreatik Diversiyon ameliyatının, Tüp Modeli türüdür. Scopinaro ameliyatı ile kıyaslanabilecek güçtedir. Fakat pilor kası ve vagus sinirleri fizyolojik açıdan tümden muhafaza edilir. En seçkin Obezite Cerrahisi yöntemidir.

SADI-S (Single Anastomosis Duodenoİleal Bypass with Sleeve Gastrectomy):
Tek anastomoz ile Duodenal Switch ameliyatının yapılmasıdır. Ameliyat süresi oldukça kısadır. Mezenterik açıklık olmaz. Duodenal Switch ameliyatında olduğu gibi, midenin fizyolojisini koruyan “Tüp Mide” formunda bir mide bırakır. Mide çıkışında ki pilor kası tüm işlevi ile korunur. Geride kapalı (ya da kör olarak adlandırılan) bir mide bırakılmaz. Mide uyarılmasını sağlayan vagus sinirleri tamamen korunur. Bu özellikleri ile Mini Gatrik Bypass ve R-Y Gastrik Bypass ameliyatlarından üstündür.

Kaynak: http://www.tugruldemirel.com/obezite-cerrahisi-ile-obezite-tedavisi

En İyi Obezite Ameliyatı Hangisi?

en iyi obezite ameliyati

Hemen cevap vereyim: Hiçbiri. Eğer bu soruya kesin ve net bir yanıt arıyorsanız bir mucize bekliyor olmalısınız. Mucizevi sonuçları olsa da hiçbir obezite ameliyatı mükemmel değildir, hepsinin kusurları vardır. Evet bazıları diğerlerine göre daha üstün özellikler taşıyor olabilir, bu da bir gerçek. Ama bu 5 dil bilen birinin bilmeyen birine göre daha iyi bir insan olduğu anlamına gelmemesi gibi bir şey. Üstünlükler bir ameliyatı daha iyi yapmıyor bana kalırsa; sadece daha tercih edilir kılıyor.

Her obezite ameliyatı temelde aynı olsa da, farklılıklar gösterir. Burada elde etmek istediğiniz sonuçlar ve karşılığında ödeyeceğiniz bedeller belirleyici oluyor. Hayat tarzınızda ne kadar değişiklik yapabileceksiniz, ameliyatın kısa ve uzun vadeli gerekliliklerini yerine getirebilecek misiniz, ameliyatın maddi yükünü karşılayabilecek misiniz… gibi sorulara cevap vererek, sizin için en doğru ameliyatı seçebilirsiniz.

Bir arkadaşınız ya da komşunuzun görümcesi X ameliyatı oldu diye, siz de hemen mağazadan tişört alır gibi o ameliyatı yaptırmak üzere bir doktorun kapısını çalmayın. Önce araştırın. Burada araştırmadan ne anlamanız gerektiği önemli. Şu kadar ayda şu kadar kilo vermek belirleyici bir ölçü değildir. Sakın bu tarz bilgilere ALDANARAK ameliyat olmayın. Herkesin metabolizma hızı, yaşı, cinsiyeti, boyu, kilosu, hastalıkları farklıdır ve dolayısıyla kilo verme hızları da farklıdır. Reklamlara kanıp bir ürünü alınca, memnun kalmazsanız iade edebilir ya da kullanmayabilirsiniz. Ama obezite ameliyatının geri dönüşü yok (mide balonu ve mide kelepçesi hariç. ki onlar da artık tavsiye edilen yöntemler değiller, çıkarıldıktan sonra kiloların geri alınma ihtimali diğer obezite cerrahisi yöntemlerine göre çok daha fazla ve başka komplikasyon riskleri de var. bu yazıda ameliyat ismi vermemeye gayret ettim ama kesin olarak bildiğim bir bilgiyi de paylaşmak istedim)

Ameliyatların UZUN vadeli sonuçlarını araştırın. 3-5 yıldan daha fazla ameliyatlı olanlar hakkında bilgi edinin. Türkiye’de kaynak bulamazsanız yabancı kaynakları araştırın. İngilizce’niz yoksa yardım alın. Çekinmeyin. Bu hayati bir konu, üzerinde çok iyi düşünün (bunu hep söylüyorum). Şunu da bilin ki, obezite ameliyatları obeziteye kesin çare değildir. Mucize beklemeyin. İşin içine insan faktörü girince, en başarılı ameliyatların etkisi bile 1-2 sene içinde geçebilir. Bu gerçeği kabullenerek  ameliyat masasına yatın.

Bazı ameliyatlar bazı insanlarda bekledikleri sonuçları vermiyor. Çünkü kısa yoldan zayıflamayı tercih ettikleri için yaşam tarzlarında değişiklik yapmadan çok ani bir kararla ameliyat oluyorlar ve sonra gruplarda ve forumlarda fellik fellik çare arıyorlar, ben ameliyat oldum ama kilo vermem durdu n’apabillirim acil yardım edin diye.. Sonra gelsin metabolizma hızlandıran çaylar, gelsin eski usül diyet listeleri.. E o zaman neden yaptırdınız bu ameliyatı? Çünkü yeteri kadar araştırmadınız, böyle bir sonuçla karşılaşma ihtimalinizin olduğunu hiçkimse size söylemedi. Doktorunuzda azıcık insaf ve vicdan varsa zaten bunu size söyler, mucize yaratmadığını, asıl işin size düştüğünü açık ve net şekilde ifade eder.

Facebook’ta açılan obezite ameliyatları ile ilgili yüzlerce grup ve sayfa var. Gidin insanların kaç kilo verdiğine, ne kadar güzelleştiğine değil, şikayetlerine bakın. Hepsi gerçek ve gerçekleşmesi muhtemel sorunlar. Ve kısa süreli sonuçlara mümkünse imtina etmeyin, 3-5 seneden sonra, hatta 10 seneden sonra ne oluyor onlara bakın. Kısa sürede herkes midesini küçülterek kilo verir. Önemli olan ilerisi. Bakalım o mide öyle kalıyor mu, iştah açılıp börekler çörekler yutulmaya devam ediliyor mu, verilen kilolar geri alınıyor mu.

Olumsuz düşünmek ve sorunlara odaklanmak çözümün bir parçası değildir hiçbir zaman ama söz konusu hayatınızı ve metabolizmanızı tamamen değiştirecek bir ameliyatsa, bu yöntem fayda sağlayabilir. Dediğim gibi, uzun vadeli olumsuz sonuçlara bakın ve işin kozmetik boyutu gözünüzü boyamasın; amacınız kısa sürede çok kilo vermekten fazlası olsun… İşte o zaman sizin için en doğru obezite ameliyatını bulabilirsiniz.

Loop Duodenal Switch (SADIS) Nedir – Op. Dr. Tuğrul DEMİREL

SADI-S operation

Aşağıdaki bilgiler Dr. Tuğrul Demirel’in sitesinden alınmıştır ama yukarıdaki illüstrasyon Op. Dr. Murat Üstün‘e aittir. Evet benim doktorum Tuğrul Demirel ama benim amacım hiçkimsenin reklamını yapmak değil, sadece bilgi vermek ve benim durumumda olanlara yardımcı olmak. (Dr. Tuğrul Demirel (Diasurg)‘i çok seviyorum ve ondan daha iyi bir doktor bulabileceğinizi de sanmıyorum ama sonuçta karar sizin. Bu ameliyatı olacaksanız mutlaka doktorunuzu iyi seçin ve daha önce opere ettiği hastalarıyla birebir konuşmak için doktorunuzdan izin isteyin ve aklınızdaki HER soruyu mutlaka önce doktorunuza, sonra bizzat bunu yaşayanlara sorun. Doktor bile bir yere kadar empati kurabiliyor. Hastanın halinden en iyi yine başka bir hasta anlıyor. Ve kesinlikle gözüm kapalı tavsiye ediyorum bu ameliyatı morbid obezlere, çok geç olmadan hayatınızı geri kazanın ve ne yapın edin ameliyat olun. İnanın hiç korkulacak bir şey yok. Ameliyat öncesi ve sonrası deneyimlerimi şurada paylaştım)

MORBİD OBEZİTE ve SÜPER OBEZİTE CERRAHİSİNDE en etkili metodlardan bir tanesi: SADİ-S AMELİYATI

 

SADİ-S Single Anastomosis Duodeno-Ileal Bypass adının kısaltılmış halidir. Klasik Biliopankreatik Diversiyon ve Duodenal Switch ameliyatının daha basitleştirilmiş formudur. Duodenal Switch ameliyatında safrayı saptıran ikinci bir bağlantı yapılırken, SADİ-S ameliyatında, incebağırsakların son üçte birlik kısmı, doğrudan ve kesilmeden, mide çıkışına bağlanır. Anatomik şekil olarak Mini Gastrik Bypass ameliyatına benzesede, Mini Gastrik Bypass ameliyatından her açıdan çok daha üstün ve konforludur. 

 

SADİ-S (LOOP DUODENAL SWİTCH) AMELİYATININ ÜSTÜNLÜKLERİ:

 

Öncelikle SADİ-S Ameliyatının,  Mini Gastrik Bypass ve R-Y Gastrik Bypass ameliyatından en önemli farkı,  SADİ-S  ameliyatında geride kör mide bırakılmamasıdır. Hem Mini Gastrik Bypass ve hem R-Y Gastrik Bypass ameliyatında, mide eşit olmayan iki parçaya bölünür. Yemek borusunun komşuluğunda çok küçük bir mide aktif olarak kullanımda bırakılır ve bu küçük mideye aşağıdan çekilen ince bağırsak bağlantısı yapılır. Bu nedenle, midenin asıl büyük kısmı, tamamen kapalı olarak içeride atıl halde bırakılır. Hem Mini Gastrik Bypass ve hem R-Y Gastrik Bypass ameliyatında, içeride işlevsiz olarak bırakılan bu mide bölümüne, ileride oluşabilecek hiçbir sorun için, endoskopi yoluyla bakmak olanağı olmaz. Çünkü yemek borusunun bu kalan mideyle bağlantısı kesilmiş olmaktadır. Oysa içeride kalan bu midede strese bağlı gastrit olabilir, ülserler çıkabilir hatta kanser olabilir. Hem Mini Gastrik Bypass ve hem R-Y Gastrik Bypass ameliyatında bu durumlardan her hangi biri için bile erken tanı yada endoskopik tedavi olanağı tamamen ortadan kaldırılır.

 

Bunlardan başka, Hem Mini Gastrik Bypass ve hem R-Y Gastrik Bypass ameliyatında, midenin uyarılmasını, sağlıklı çalışmasını, boşalma faaliyetini ve asit salgısını düzenleyen, “VAGUS” sinirleri ve mideye dağılan lifleri, kesilir. Geride işlevsiz bırakılan büyük midenin böylece, sinirsel uyarısı da bloke edilmiş olur.

 

Hem Mini Gastrik Bypass ve hem R-Y Gastrik Bypass ameliyatında mide çıkışını kontrol eden, midenin erken boşalmasını veya ince bağırsaklardan mideye safralı içerik kaçmasını engelleyen “PİLOR KASI” işlevsiz hale gelir. Çünkü Hem Mini Gastrik Bypass ve hem R-Y Gastrik Bypass ameliyatında PİLOR KASI’da bypass edilir. Ayrıca PİLOR Kasının etkin çalışabilmesi için gerekli olan VAGUS sinirlerinin, Pilor Kasına giden lifleride bu mide bypasslarında kesildiğinden, kas fonksiyonel olarak da yetersizlik içine sokulmuş olur.

 

Özellikle Mini Gastrik Bypass ameliyatında, mide ile ince bağırsak arasında yapılan bağlantıdan, bol miktarda safra devamlı aktığı için, bu bağlantıda “Anastomoz Ülseri” dediğimiz ülserli yaralar daha sık görülür. Çünkü midemiz normalde az miktar safra reflüsüne karşı kendisini koruyabilir. Bunun için yeterli donanıma sahiptir. Bir kere ameliyatsız midenin hacmi ve mide öz suyu salgısı büyüktür ve içine gelen safralı içeriği rahatça kontrol edebilir. Ayrıca normal mide çıkışında bulunan ve Vagus sinirleri ile tam olarak uyarılan PİLOR KASI, normalde ameliyatsız mideye aşırı safra kaçağını engeller.

 

Oysa Mini Gastrik Bypass ameliyatında

 

1. Aktif mide öncekine kıyasla çok küçük hacime ufaltılır.
2. Mide hacmi çok küçüldüğü için mide öz salgısıda o bölümde aşırı azalır.
3. İnce Bağırsak ile yapılan bağlantı stapler ile ve çok geniş yapıldığındanve pilor kasını bypass ettiğinden,  yukarıdan gelen safra, o küçük mideyi yıkayarak aşağıya devam etmek zorunda kalır.
4. Hem mide hacimi küçüldüğünden, hem küçülen midenin safrayı bertaraf etmesi beklenen öz salgısı azaldığından, hem de ameliyatsız halde aktif çalışan Pilor Kasının, Mini Gastrik Bypass ile işlevsizleştirilmesi nedeniyle, ameliyat öncesine göre orantısız şekilde artan safra reflüsünün neticesi, çok daha yüksek ülser riskidir.

 

Aşağıdaki Op. Dr. Tuğrul Demirel’e ait SADI-S ameliyatı çizimi. Burada midenin alınan kısmını daha net görebiliyorsunuz.

SADI-S ameliyatı

 

SADİ-S AMELİYATININ (LOOP Duodenal Switch) AVANTAJLARI:
1. Midenin dış kısmı çıkartılır ve içeride bırakılmaz.
2. Mide tüpleştirlerek kısmen küçültülür. Midenin uzunlamasına yapısı korunur.
3. Mideyi sinirsel olarak uyaran “VAGUS SİNİRLERİ” tamamen korunur. 
4. Mide çıkışını kontrol eden “PİLOR KASI” tüm işlevleri ile korunur. 
5. Aşağıdan getirilen ince bağırsak, mideye değil, Pilor kasından sonraki başka bir ince bağırsak bölümüne bağlanır.
6. Yapılan bağlantının her iki tarafı da safra ile temasa göre farklılaşmış ince bağırsak olduğundan, “ANASTOMOZ ÜLSERİ” HİÇ GÖRÜLMEZ. 
7. Mide hacmi çok geniş bırakılır. Yemek porsiyonları hiçbir obezite cerrahisi ameliyatı ile kıyaslanmayacak kadar fazla ve tatminkar olur.
8. Geride kapalı yada kör mide bırakılmadığı için, bütün Duodenal Switch ameliyatları gibi, SADİ-S ameliyatı sonrasında mide, endoskopik olarak rahatlıkla değerlendirilir.
9. Duodenal Switch ameliyatları, en etkili ve etkisi en kalıcı obezite cerrahisi yöntemleridir.
10. Özellikle morbid obezite ve süper obezite ile birlikte olan Şeker Hastalığının tedavisinde ve bu kontrolün kalıcılığında, Duodenal Switch ameliyatları, Mini Gastrik Bypass ve R-Y Gastrik Bypass ameliyatından bariz olarak üstündür.