diyet

Diyet Yapmayı Bırakın!

obezite kader degildir
Bu aralar blogdan çok Twitter hesabıma yazıyorum. Çünkü daha önce de dediğim gibi, kendimi tekrarlamak istemiyorum ve sadece yeni bir gelişme olduğunda yazıyorum bloga. Tweet atarken fark ediyorum ki ben çok dolmuşum bu şişmanlık konusunda. Gereğinden fazla hem de. Çünkü tahmin edersiniz ki, yılların verdiği kızgınlık ve pişmanlık var üzerimde. Şu anda bunları yazmaktaki tek amacım benim gibi hayatı boyunca kilolarından çok çekmiş kişilere yardım etmek, yok göstermek, obezite kader değildir demek!

Neden kendime böyle bir misyon edindim bilmiyorum ama ben her zaman insanlara yardım etmeyi seven biri oldum. Ve çoğu şişman insan gibi -en azından benim tanıdığım- kiloları hakkında rahat konuşabilen biri değildim, hiç olmadım, hala daha değilim! Benim için dünyanın en hassas konusu bu. Belki de yıllarca konuşamadığım şeyleri şimdi kelimelere dökerek rahatlıyorum. Ama obezite ameliyatı olmasaydım ASLA konuşamazdım bunları. Çünkü diyet yapmaktan hep utandım! Asla diyet yaptığımı çaktırmamak istedim etrafa.

Ailem bile bu konuda ne kadar hassas olduğumu bildiği için yıllarca en ufak yorum bile yapmadı kilolarım hakkında. Yaptıkları zaman da sert bir tepkiyle karşılaştılar. Ben asla şişman olmak istemedim. Bu genlerle doğdum, bu genlerle büyüdüm ve hiçbir zaman kurtulamadım. Ailemin %90’ı şişman. Genetik olarak şanssız ve 1-0 yenik başladım ben bu hayata. İnsanların gördüğü ‘şişman kız’dan ÇOK daha fazlasıydım ama asla bunu anlatamadım. Çoğu zaten bilmek istemedi. Şimdi burada duygusal travmalarımdan bahsetmek istemiyorum ama inanın mutlu bir şişman yok şu dünyada. Ben mutluydum sanırdım. Kendimle barışık olduğumu sanırdım. Öyleydim belki de, çünkü kendi kendimi buna inandırmıştım. Beyin çok güçlü bir organ sahiden de, çok kolay kanıyor kendi yalanlarına.

obezite cerrahisi blogu
Of neyse, ne diyordum ben… 🙂 Blogda yazabileceğim, çok fazla özel olmayan her şeyi paylaşmak istiyorum tercih ettiğim obezite cerrahisi ve bununla ilgili. Diyet ile kilo veremezsiniz demiyorum, hobi olarak yine verin ama eğer şişmanlığınız genetikse, hayatınızı diyet yaparak harcamayın. Siz de biliyorsunuz ki verdiğiniz kiloları fazlasıyla geri alacaksınız… Siz de benim gibi ‘Keşke 10 sene önce ameliyat olsaydım’ dememek için para biriktirmeye başlayın ya da kredi çekin obezite cerrahisi için… Çünkü sürekli 20 kilo verip 30 kilo geri alarak metabolizmanızı yalama ediyorsunuz… Bir sonraki diyete daha büyük bir umutsuzluk ile başlıyor ve daha zor kilo veriyorsunuz… Ve sonra n’oluyor? 5-6 ay içinde o kiloları geri alıyorsunuz. Yazık değil mi verdiğiniz emeğe, harcadığınız vakite?

Son Zamanlardaki Ruh Halim

IMG_2611.JPG

Bu sabah tartıldım ve 111 kilo olduğumu gördüm 🙂 1,5 ay sonra ikili haneleri göreceğim gibi geliyor. Toplamda 32 kilo verdim şimdiye kadar. Dile kolay ama insan düşününce çok fazla olduğunu anlıyor. Normal şartlarda ben bu kadar kiloyu diyet ve sporla vermeye kalksam, 8-9 ayda verebilirdim – ki o da biraz zor olurdu, diyetleri devam ettirmek çok sağlam bir irade istiyor malum-.

Hayatım boyunca aklımın en ortasında duran ve tüm yaşantımı kontrol eden zayıflama isteği ve çabası ortadan kalktı ve ben 30 yıldır hiç hissetmediğim kadar rahat ve özgür hissediyorum!

Canım ne çekerse yiyorum ve birkaç lokma sonra doyduğum için asla suçluluk duymuyorum (bazen birkaç gün üst üste tatlı yersem kötü hissediyorum sadece, o da malum dönemlerde oluyor). Yemekle verdiğim kavgam sona erdi. Beynimin kıvrımlarını sürekli meşgul eden ve beni yaşamaktan engelleyen bir şey yok artık! Daha korkusuz oldum. Kıyafetler artık üzerime çok şık bir şekilde oluyor, denize girmekten ve sere serpe güneşlenmekten korkmuyorum, eskiden 10 dk. yürüdüğümde yorulurken şimdi 2,5 saat aralıksız yürüyüş yapabiliyorum…

Ama tabi ben hala dışarıdan bakıldığında şişman bir kızım. Hala bir ortama girdiğimde tip tip bakan hatta laf atan onlarca insan var ve bu benim sinirlerimi hala bozuyor – ama eskisi kadar değil. Takmamayı öğrenemedim ama birkaç ay sonra bundan da “kurtulacağımı” hayal ederek işimi kolaylaştırmaya ve kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum. Ha belki o zaman da sarkan kollarıma ve bacaklarıma bakacaklar ama olsun! Buna değer. Çünkü o bana nereden geldiğimi ve neler başardığımı hatırlatacak!

Ameliyattan Sonra Yiyemediklerim

Kısaca: Karbonhidratlar.

Mideme oturuyor çünkü. Dün kıymalı patates yemeği yaptım, yarım tabak yiyebildim. Yetiyor zaten. Ama ameliyattan önce 2 tepeleme tabağı rahatça yiyebildiğim makarnayı ancak 2 çatal yiyebiliyorum. Pilavı da öyle. Bildiğiniz boğazımda kalıyor sanki, yutkunamıyorum ne kadar çiğnesem de.

Bir orta boy pizzayı bir oturuşta rahatça yiyebilen ben, 1 dilim pizza ile çatlıyorum artık. Beyaz ekmek yemedim henüz. Tam tahıllı, buğday ekmeği ya da çavdarlı, kepekli olan dilim ekmeklerden yiyorum kahvaltıda. Onu da 1 tanesini zor bitiriyorum. Yumurtayı tek başına yiyemediğim için ekmek gerekiyor. Tadını sevmiyorum yumurtanın. Ama protein şart.

Kırmızı etleri çok iyi çiğnemek gerekiyor mesela. Tavuk ve balık kolay gidiyor. Gazlı içecekleri hayatınızdan çıkarmanız gerek. Ben kola çok severdim eskiden. Her öğlen bir ayvalık tostu ve Coca-cola zero’yu yuvarlardım güzelce. Ama ameliyattan sonra toplasanız 1-2 yudum kaçamak yaptım. Onu da ağzımda iyice çevirip gazını çıkararak yuttum. Nefsimi köreltmek için ama gerek de yokmuş. Tadı hoşuma gitmedi çünkü.

Ameliyattan sonra damak tadınız da değişiyor. Çok tatlı şeyleri yiyemiyorum mesela. Hoşuma gitmiyor, ağır geliyor. Yasak değil tatlı yemek ama ölçülü olmak kaydıyla. Haftada bir minik bir parça yeter. Göz tokluğu sağlasın, mahrum kalmış hissetmeyin diye.

Çok soğuk ya da çok sıcak içeceklerden uzak durmak gerek çünkü mideyi rahatsız ediyor. Hiç risk almaya gerek yok. Bir de öyle bir dikişte yarım litrelik pet şişe suyu kafaya dikmek yok artık, 3-5 yudumda içeceksiniz küçük bir bardak suyu. Ya da her ne içecekseniz. Aralarda su yerine ayran ya da süt içiyorum mesela sırf protein ve kalsiyum olsun diye. Suyu ne yazık ki çok içemiyorum hep tok hissettiğim için ama bu yanlış. Saat başı su içmek gerekiyor.

Ameliyattan Önceki ve Sonraki Hayatım

“3 yaşından beri şişmanım” lafı geyik değil arkadaşlar, tamamen gerçek. Kendimden biliyorum. Kendimi bildim bileli şişmandım. Hala daha şişmanım. Ameliyat olalı 2 ay oldu ve 2 ayda 22 kilo verdim. Bunu hiçbir diyet ve sporla yapamazsınız. Çok ekstrem bir sıvı diyeti falan uygulamıyorsanız şayet… Ki ölmek istemiyorsanız bunu yapmasanız iyi olur zaten 🙂 Ben loop duodenal switch’e borçluyum bu hızlı kilo kaybını. Ameliyattan önce konuştuğum op’lu (bu ameliyatı olmuş) herkes sanki sözleşmiş gibi bana aynı şeyi söyledi: “Keşke daha önce olsaydım bu ameliyatı”. Şimdi onları çok iyi anlıyorum, çünkü ben de aynı şeyi söylemeye başladım. Ama zararın neresinden dönerseniz kardır…

Peki bu ameliyatı neden uzun süre erteledim? Çünkü korkuyordum. Hayır ameliyattan değil, yemek yiyememekten. Çünkü herkes gibi ben de yemek yemeyi ÇOK seviyorum ve o beni obez yapan enfes fast foodlardan, bol yağlı Türk yemeklerinden ve iştah açıcı tatlılardan vazgeçmek istemiyordum. Ne büyük salaklık. Çünkü bunlardan asla mahrum kalmıyorum ki şimdi 🙂 Ha bir de her gün 5-10 tane ilaç/vitamin içmekten korkuyordum. Çocuk gibi ağlıyordum bunu düşününce. Ama 1 haftada ilaç içmeye alıştım. Günde 12 saat ayakta olduğum günler bile hiç aksatmadan aldım tüm vitaminlerimi. (Tüp mide, gastrik bypass ameliyatlarında vitamin almak zorunda değilsiniz diye biliyorum ama Duodenal Switch ameliyatı olanlar ÖMÜR BOYU vitamin takviyesi almak zorunda çünkü bu emilim kısıtlayıcı bir ameliyat türü. Sadece mide küçülmüyor. Normalde 6 metre olan bağırsak sadece 2,5 metreye düşüyor. (loop duodenal switchte (sadis). Duodenal switchte daha kısa kalıyor bağırsak. bu yüzden sadis ameliyatı tercih ettim) Yani yemekler 6 metrelik bağırsaktan geçeceğine sadece 2,5 metresinden geçiyor ve yiyecekler daha az emildiği için daha az kalori alıyorsunuz. Ve daha az vitamin tabii. Düzenli kan tathlili yaptırmak ve kandaki demir, kalsiyum, B12 vs. ne durumda diye kontrol etmek durumundasınız. Onlarca vitamin ve mineral var vücudunuzda ve her biri hayati önem taşıyor. Bazı op’lu hastalar hiç vitamin almıyor, inanın bu geri dönüşü mümkün olmayan zararlara yol açacak ileride, farkında değiller 😦

Ne diyordum. Ameliyat öncesi korkularım yersizmiş. Şimdi çok rahatım. Her şeyi yiyorum ve her hafta 2-3 kilo veriyorum. Her ay 10 kilo rahatlıkla gidecek. Şimdi 121 kiloyum. 22 kilo verdim bile. İlk 4-6 ay arası en çok kiloyu verecekmişim. Hedeflediğim bir kilo yok ama 75 kiloya kadar düşeceğimi düşünüyorum. Tam yarı yarıya erimiş olacağım 1 sene içinde. Bu mucize değil de ne 🙂 Ve eskiden çok acıkırdım. Şimdi açlık hissi kalmadı; çünkü midenin iştah hormonu salgılayan kısmını kesip aldılar. Tabi yine acıkıyorum 3 saat falan yemek yemezsem, robota dönüşmedik sonuçta 🙂 ama çok hafif bir açlık. Zaten avuç içi kadar yediğinizde çatlayacak kadar yemiş gibi oluyorsunuz. Kuş gibi yiyip fil gibi doyuyorsunuz yani. Bu o kadar güzel bir his ki… Az yiyip de doyanlara özendim yıllarca. Artık ben de onlardan biriyim 🙂 Az yiyebildiğiniz için ne yediğinize ÇOK dikkat etmeniz gerekiyor. Yemek tercihiniz her zaman önce PROTEİN olmalı. Bir parça tavuk ya da 2 köfte. Yanında da 1-2 çatal salata ya da sebze. Zaten daha fazlasını yiyemiyorsunuz. Kahvaltıda da önceliği yumurta, peynire vermelisiniz.

Ha bir de yemek yeme düzeninizde yapmanız gereken en önemli değişiklik de, katı ve sıvıyı aynı anda almamanız. Yani yemeklerle birlikte içecek içmek yok! Kahvaltıda çay, akşam yemeğinde su, kola içemezsiniz. (kola zaten yasak, ve asitli içeceklerin tümü. arada bir yudum alıyorum eşimin bardağından ama, çaktırmayın. pişman oluyorum hemen, geğirip duruyorum, siz bana uymayın) Ha isterseniz için ama o zaman mideniz hemen dolar ve yemek yiyemezsiniz -ki bunu istemezsiniz- ve uzun vadede mideniz genişler. Bunun da ne anlama geldiğini tahmin edersiniz… Bundan da korkuyordum. Ama inanın HİÇ aramıyorum. Hele ki kahvaltıda çay içmeden asla olmaz diyordum. Bal gibi oluyormuş yahu 😀 Çünkü birkaç lokma sonra inek gibi doyuyorsunuz ve midenizde yer kalmıyor. Sanki büyük seçim bir big-mac menü yemişsiniz gibi doyuyorsunuz yani, öyle anlatıyım 😛

Yemek yerken yapmanız gereken tek şey, ÇOK iyi çiğnemek ve ÇOK YAVAŞ yemek. Eğer acıkıp da heyecandan hızlı yerseniz o lokmalar boğazınıza diziliyor ve nefesiniz kesiliyor 😦 birkaç kere bu hatayı yaptıktan sonra dersinizi alıyorsunuz… Doktorumun bana beslenmeyle ilgili önerdiği tek şey var: Sağlıklı beslen, diyet yapma ve kilo vermeye çalışma. Çünkü zaten kilo vereceksin diyor. Ki veriyorum. Bazen canım tatlı çekince dondurma, tavuk göğsü veya çikolata yiyorum bir parça ya da 1-2 bisküvi atıyorum ağzıma. Malum günler tatlısız geçmiyor ne yazık ki. Sonra ertesi gün tartıya çıkınca yine de kilo vermiş olduğumu görüp çok seviniyorum 🙂 eskiden olsa bırakın vermeyi, kilo alırdım hemen. İyi ki oldum bu ameliyatı… 🙂