Aylar: Kasım 2014

Sebze ve Meyvelerin Besin Değerleri

Aslında bu Yeryüzü Özgürlük Derneği tarafından 1-30 Kasım Dünya Vegan Ayı etkinlikleri kapsamında, veganlar için Türkçe olarak hazırlanmış ve bitkisel gıdalardaki protein, vitamin ve mineral miktarını gösteren bir tablo. Ama ameliyatlı/ameliyatsız herkes faydalanabilir diye düşünüyorum. Listenin tamamını şu linkten indirebilir ve hatta çıktısını alarak mutfağınıza asabilirsiniz 🙂 Kolay ulaşılabilir ve ekonomik seçeneklerin sunulduğu bu liste yabancı kaynaklardan derlenmiş, Güray Tezcan ve Özge Özgüner tarafından hazırlanmış. Ellerinize sağlık, herkes adına teşekkür ederim.

bitkisel kaynaklı besinlerin besin değerleribitkisel kaynaklı besinlerin besin değerleri 2

Reklamlar

Mide – İnce Bağırsak Bypass Ameliyatları Hangileri?

mide bagirsak bypass ameliyatlari

Obezite ameliyatları üç tiptir; mide hacmini küçülten, mideye müdahele etmeden yiyecek girişini kısıtlayan (tıbbi ismi ne bilmiyorum) ve hem mide hacmini küçültüp hem de bağırsakları bypass eden ameliyatlar.

Tüp mide ameliyatı ve mide katlama ameliyatı sadece midenin hacmini küçülten ameliyatlardır ve bu ameliyatlarda bağırsaklarda herhangi bir bypass ya da kısaltma yapılmaz. Yediklerinizi olduğu gibi sindirirsiniz, emilim kısıtlayıcı ameliyatlar değildirler.

Mide kelepçesi ve mide balonu gibi ameliyatlarda midenin hacmi küçültülmez, yani midenin şekli korunur, sadece yiyeceklerin mideye girişi kısıtlanarak kilo verilmesi amaçlanır.

Aşağıdaki liste de benim olduğum SADI-S (ya da diğer adıyla Loop Duodenal Switch, Modified Duodenal Switch veya Single Anastomosis Duodenal Switch – Tek Anastomozlu Duodenal Switch) ameliyatı ve diğer mide-ince bağırsak ameliyatlarının detaylarını açıklamaktadır. Obezite cerrahisi dendiğinde benim aklıma artık sadece bypass ameliyatları geliyor. Tüp mide ameliyatı ne kadar yaygın olsa da bağırsak bypass’lı ameliyatların uzun süreli kilo korumadaki etkinliği daha fazladır.


Mide – İnce Bağırsak Bypassları

Mini Gastrik Bypass:
Son yıllarda gittikçe yaygınlaşan kullanım alanıyla tercih edilen bir bypass türüdür. R-Y Gastrik Bypassdan farklı özelliği ise, tek anastomoz uygulanmasıdır. Kısmen daha kolay uygulandığı için tercih edilmektedir.

R-Y Gastrik Bypass:
Mini Gastrik Bypassdan farkı, safra reflüsünü engelleyen bir safra saptırıcı bağlantı taşımasıdır.

DuodenoJejunal Bypass:
Switch ameliyatının bir türüdür. Duodenal Switch’e nazaran, daha az emilim sınırlaması yapar. Fakat midenin fizyolojisini koruyan “Tüp Mide” formunda bir mide bırakır. Mide çıkışında ki pilor kası tüm işlevi ile korunur. Geride kör olarak isimlendirilen bir mide bırakılmaz. Mide uyarılmasını sağlayan vagus sinirleri tamamen korunur. Bu özellikleri ile Mini Gastrik Bypass ve R-Y Gastrik Bypass ameliyatlarından daha iyidir.

Biliopankreatik Diversiyon:
Nicholas Scopinaro tarafından geliştirilen bu yöntem Scopinaro ameliyatı olarak da isimlendirilir. Midenin alt 2/3 kısmı alınır. İnce bağırsağın son 250 cm’i bu üst mideye eklenir. Geride endoskopi kontrolüne uygun bir mide olur. Fakat pilor kası ortadan kaldırılır. Metabolik etkinliği en güçlü obezite cerrahisi ameliyatlarından biridir.

Duodenal Switch:
Biliopankreatik Diversiyon ameliyatının, Tüp Modeli türüdür. Scopinaro ameliyatı ile kıyaslanabilecek güçtedir. Fakat pilor kası ve vagus sinirleri fizyolojik açıdan tümden muhafaza edilir. En seçkin Obezite Cerrahisi yöntemidir.

SADI-S (Single Anastomosis Duodenoİleal Bypass with Sleeve Gastrectomy):
Tek anastomoz ile Duodenal Switch ameliyatının yapılmasıdır. Ameliyat süresi oldukça kısadır. Mezenterik açıklık olmaz. Duodenal Switch ameliyatında olduğu gibi, midenin fizyolojisini koruyan “Tüp Mide” formunda bir mide bırakır. Mide çıkışında ki pilor kası tüm işlevi ile korunur. Geride kapalı (ya da kör olarak adlandırılan) bir mide bırakılmaz. Mide uyarılmasını sağlayan vagus sinirleri tamamen korunur. Bu özellikleri ile Mini Gatrik Bypass ve R-Y Gastrik Bypass ameliyatlarından üstündür.

Kaynak: http://www.tugruldemirel.com/obezite-cerrahisi-ile-obezite-tedavisi

En İyi Obezite Ameliyatı Hangisi?

en iyi obezite ameliyati

Hemen cevap vereyim: Hiçbiri. Eğer bu soruya kesin ve net bir yanıt arıyorsanız bir mucize bekliyor olmalısınız. Mucizevi sonuçları olsa da hiçbir obezite ameliyatı mükemmel değildir, hepsinin kusurları vardır. Evet bazıları diğerlerine göre daha üstün özellikler taşıyor olabilir, bu da bir gerçek. Ama bu 5 dil bilen birinin bilmeyen birine göre daha iyi bir insan olduğu anlamına gelmemesi gibi bir şey. Üstünlükler bir ameliyatı daha iyi yapmıyor bana kalırsa; sadece daha tercih edilir kılıyor.

Her obezite ameliyatı temelde aynı olsa da, farklılıklar gösterir. Burada elde etmek istediğiniz sonuçlar ve karşılığında ödeyeceğiniz bedeller belirleyici oluyor. Hayat tarzınızda ne kadar değişiklik yapabileceksiniz, ameliyatın kısa ve uzun vadeli gerekliliklerini yerine getirebilecek misiniz, ameliyatın maddi yükünü karşılayabilecek misiniz… gibi sorulara cevap vererek, sizin için en doğru ameliyatı seçebilirsiniz.

Bir arkadaşınız ya da komşunuzun görümcesi X ameliyatı oldu diye, siz de hemen mağazadan tişört alır gibi o ameliyatı yaptırmak üzere bir doktorun kapısını çalmayın. Önce araştırın. Burada araştırmadan ne anlamanız gerektiği önemli. Şu kadar ayda şu kadar kilo vermek belirleyici bir ölçü değildir. Sakın bu tarz bilgilere ALDANARAK ameliyat olmayın. Herkesin metabolizma hızı, yaşı, cinsiyeti, boyu, kilosu, hastalıkları farklıdır ve dolayısıyla kilo verme hızları da farklıdır. Reklamlara kanıp bir ürünü alınca, memnun kalmazsanız iade edebilir ya da kullanmayabilirsiniz. Ama obezite ameliyatının geri dönüşü yok (mide balonu ve mide kelepçesi hariç. ki onlar da artık tavsiye edilen yöntemler değiller, çıkarıldıktan sonra kiloların geri alınma ihtimali diğer obezite cerrahisi yöntemlerine göre çok daha fazla ve başka komplikasyon riskleri de var. bu yazıda ameliyat ismi vermemeye gayret ettim ama kesin olarak bildiğim bir bilgiyi de paylaşmak istedim)

Ameliyatların UZUN vadeli sonuçlarını araştırın. 3-5 yıldan daha fazla ameliyatlı olanlar hakkında bilgi edinin. Türkiye’de kaynak bulamazsanız yabancı kaynakları araştırın. İngilizce’niz yoksa yardım alın. Çekinmeyin. Bu hayati bir konu, üzerinde çok iyi düşünün (bunu hep söylüyorum). Şunu da bilin ki, obezite ameliyatları obeziteye kesin çare değildir. Mucize beklemeyin. İşin içine insan faktörü girince, en başarılı ameliyatların etkisi bile 1-2 sene içinde geçebilir. Bu gerçeği kabullenerek  ameliyat masasına yatın.

Bazı ameliyatlar bazı insanlarda bekledikleri sonuçları vermiyor. Çünkü kısa yoldan zayıflamayı tercih ettikleri için yaşam tarzlarında değişiklik yapmadan çok ani bir kararla ameliyat oluyorlar ve sonra gruplarda ve forumlarda fellik fellik çare arıyorlar, ben ameliyat oldum ama kilo vermem durdu n’apabillirim acil yardım edin diye.. Sonra gelsin metabolizma hızlandıran çaylar, gelsin eski usül diyet listeleri.. E o zaman neden yaptırdınız bu ameliyatı? Çünkü yeteri kadar araştırmadınız, böyle bir sonuçla karşılaşma ihtimalinizin olduğunu hiçkimse size söylemedi. Doktorunuzda azıcık insaf ve vicdan varsa zaten bunu size söyler, mucize yaratmadığını, asıl işin size düştüğünü açık ve net şekilde ifade eder.

Facebook’ta açılan obezite ameliyatları ile ilgili yüzlerce grup ve sayfa var. Gidin insanların kaç kilo verdiğine, ne kadar güzelleştiğine değil, şikayetlerine bakın. Hepsi gerçek ve gerçekleşmesi muhtemel sorunlar. Ve kısa süreli sonuçlara mümkünse imtina etmeyin, 3-5 seneden sonra, hatta 10 seneden sonra ne oluyor onlara bakın. Kısa sürede herkes midesini küçülterek kilo verir. Önemli olan ilerisi. Bakalım o mide öyle kalıyor mu, iştah açılıp börekler çörekler yutulmaya devam ediliyor mu, verilen kilolar geri alınıyor mu.

Olumsuz düşünmek ve sorunlara odaklanmak çözümün bir parçası değildir hiçbir zaman ama söz konusu hayatınızı ve metabolizmanızı tamamen değiştirecek bir ameliyatsa, bu yöntem fayda sağlayabilir. Dediğim gibi, uzun vadeli olumsuz sonuçlara bakın ve işin kozmetik boyutu gözünüzü boyamasın; amacınız kısa sürede çok kilo vermekten fazlası olsun… İşte o zaman sizin için en doğru obezite ameliyatını bulabilirsiniz.

Protein Kaynağı Olarak Ayçekirdeği

aycicegi
Hazır gıdaların besin etiketlerini mutlaka okuyun. Bazı besin değerleri sizi şaşırtabilir. Örneğin çok severek yediğim ayçekirdeğinin 100 gramında 27.8 gram protein olduğunu görmek beni çok şaşırttı 🙂 1 paket çekirdek 100 gr. tavuk göğsü veya 1 bardak protein tozu ile hazırlanmış içecek ile aynı miktarda protein içeriyor! Fiyat olarak da daha ekonomik. Tabi bu demek değil ki protein ihtiyacınızı ayçekirdeğinden sağlayın. Sonuçta bu bitkisel bir protein ve yüksek kalorili. Ama bir paket cips yemek yerine bir paket ayçekirdeği çitleyin, daha iyi! Ayrıca ayçekirdeğinin daha pek çok faydası bulunuyor (Tadım’ın sitesinden aldım bu bilgileri)

Ayçekirdeği Faydaları

  • Ayçekirdeğinin içerdiği fosfor ve çinko, kemik ve dişlerin oluşumunda faydalıdır.
  • Fosfor kaynağı olan ay çekirdeği, kalp kasının kasılmasına ve böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur.
  • Çinko, yaraların iyileşmesi, aknenin önlenmesi, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, tekrarlayan enfeksiyonların ortadan kalkması, tat ve koku keskinliğinin sağlanması ve sperm hareketlerinin artması için önemli bir maddedir ve ay çekirdeğinin içinde bolca çinko bulunur.
  • Ayçekirdeği, içerdiği B6 vitamini ile kan şekeri düşüklüğünde ve bağışıklık sistemini güçlü tutmada faydalıdır.
  • Ayçiçek yağındaki E vitamini kalp, damar, beyin ve sinir fonksiyonlarını düzenler, yaraların iyileşmesine yardımcı olur ve vücudu prostat kanserine karşı korur.
  • Ayçekirdeği, cildin yaşlanmasını geciktirir.

ayçekirdek protein oranı

Diyet Yapmayı Bırakın!

obezite kader degildir
Bu aralar blogdan çok Twitter hesabıma yazıyorum. Çünkü daha önce de dediğim gibi, kendimi tekrarlamak istemiyorum ve sadece yeni bir gelişme olduğunda yazıyorum bloga. Tweet atarken fark ediyorum ki ben çok dolmuşum bu şişmanlık konusunda. Gereğinden fazla hem de. Çünkü tahmin edersiniz ki, yılların verdiği kızgınlık ve pişmanlık var üzerimde. Şu anda bunları yazmaktaki tek amacım benim gibi hayatı boyunca kilolarından çok çekmiş kişilere yardım etmek, yok göstermek, obezite kader değildir demek!

Neden kendime böyle bir misyon edindim bilmiyorum ama ben her zaman insanlara yardım etmeyi seven biri oldum. Ve çoğu şişman insan gibi -en azından benim tanıdığım- kiloları hakkında rahat konuşabilen biri değildim, hiç olmadım, hala daha değilim! Benim için dünyanın en hassas konusu bu. Belki de yıllarca konuşamadığım şeyleri şimdi kelimelere dökerek rahatlıyorum. Ama obezite ameliyatı olmasaydım ASLA konuşamazdım bunları. Çünkü diyet yapmaktan hep utandım! Asla diyet yaptığımı çaktırmamak istedim etrafa.

Ailem bile bu konuda ne kadar hassas olduğumu bildiği için yıllarca en ufak yorum bile yapmadı kilolarım hakkında. Yaptıkları zaman da sert bir tepkiyle karşılaştılar. Ben asla şişman olmak istemedim. Bu genlerle doğdum, bu genlerle büyüdüm ve hiçbir zaman kurtulamadım. Ailemin %90’ı şişman. Genetik olarak şanssız ve 1-0 yenik başladım ben bu hayata. İnsanların gördüğü ‘şişman kız’dan ÇOK daha fazlasıydım ama asla bunu anlatamadım. Çoğu zaten bilmek istemedi. Şimdi burada duygusal travmalarımdan bahsetmek istemiyorum ama inanın mutlu bir şişman yok şu dünyada. Ben mutluydum sanırdım. Kendimle barışık olduğumu sanırdım. Öyleydim belki de, çünkü kendi kendimi buna inandırmıştım. Beyin çok güçlü bir organ sahiden de, çok kolay kanıyor kendi yalanlarına.

obezite cerrahisi blogu
Of neyse, ne diyordum ben… 🙂 Blogda yazabileceğim, çok fazla özel olmayan her şeyi paylaşmak istiyorum tercih ettiğim obezite cerrahisi ve bununla ilgili. Diyet ile kilo veremezsiniz demiyorum, hobi olarak yine verin ama eğer şişmanlığınız genetikse, hayatınızı diyet yaparak harcamayın. Siz de biliyorsunuz ki verdiğiniz kiloları fazlasıyla geri alacaksınız… Siz de benim gibi ‘Keşke 10 sene önce ameliyat olsaydım’ dememek için para biriktirmeye başlayın ya da kredi çekin obezite cerrahisi için… Çünkü sürekli 20 kilo verip 30 kilo geri alarak metabolizmanızı yalama ediyorsunuz… Bir sonraki diyete daha büyük bir umutsuzluk ile başlıyor ve daha zor kilo veriyorsunuz… Ve sonra n’oluyor? 5-6 ay içinde o kiloları geri alıyorsunuz. Yazık değil mi verdiğiniz emeğe, harcadığınız vakite?

Şiddetli Karın Ağrısı ve Buscopan Plus

Ameliyatla ilgili neredeyse hiç sıkıntım olmadı, sadece bir kez uzun süreli bir mide ağrısı çekmiştim. Ta ki düne kadar. Sebebini bilmediğim bir nedenden dolayı dün sabah güne tuvalette başladım. (Evet hoş bir konu değil biliyorum ama yazmak zorundayım. Bu blogu kişisel medikal geçmişimi kayıt altına almak adına da tutuyorum tabi ki.) 4-5 kere tuvalete çıktıktan sonra neredeyse iştahım sıfırdı ama vitamin içmek için bir lokma peynir atmıştm ki ağzıma, yarım saat sonra aniden bir sancı girdi karnımın alt kısmına. Bu sefer midede değildi ağrı. 3-4 dk. süren şiddetli ağrıdan sonra geçer gibi oldu, 20-30 dk. sonra bir daha başladı! Yine kısa süren yoğun bir ağrıydı. Gaz sancısı sandım ama değildi. Çalışmam gerekiyordu ama ağrım buna izin vermedi.

Ağrı girdiğinde iki büklüm oluyordum ve ağrım geçene kadar hareket dahi etmekte zorlanıyordum. Biraz uzanayım geçer dedim. Ama geçmedi. Akşama kadar, yaklaşık 10-11 saat boyunca yarım saat-1 saat arayla sürekli karnıma şiddetli ağrılar girdi. (Bu aralıklı ağrılara kolik ağrı da deniyormuş. Ya da bildiğimiz spazm) Bu sefer hemen doktorumu aramadım ha geçti ha geçecek derken. Ağrı olmadığı zamanlarda internette araştırma yaptım ağrının neden kaynaklanabileceği ile ilgili. İnsan kendi doktoru olmalı derler ya, yakında olacağım sanırım! O kadar çok tıpla ilgili, tıp öğrencilerine yönelik teknik makale ve sunum okudum ki, yakında tezimi yazacağım sanırım.. Şaka bir yana, biraz da doktoru hemen aramayışımın nedeni, okuduğum şeylerin beni rahatlatmış olmasıydı. Çünkü ateş, kusma, bulantı vs. gibi bir yan etki yoktu. Apandistim patlamıyordu, taş düşürmüyordum, ama sorun neydi?

Buscopan PlusAkşam artık ağrılara dayanamayıp doktorumu aradım. Bu tip ağrıların normal olduğunu ama takip altında tutulması gerektiğini söyledi. Başka belirti de olmadığı için görünürde önemli bir şey olduğunu o da düşünmedi. Buscopan Plus almamı istedi. (Kadınların en yakın dostu aslında kendisi, bilenler bilir, her ay sık sık görüşürler 🙂 ben daha önce kullanmadım ama biliyorum elbette) Akşam yatmadan aldım, geceyi rahat geçirdim, ağrım hiç olmadı, deliksiz uyudum ama sabaha karşı yine ufak bir ağrı oldu. Yarım saat sonra bir daha.. Niye bilmiyorum ama! Sebebini bilmediğim ağrılar beni çok sıkıyor 😦

Kahvaltıdan sonra yine Buscopan aldım. Şu ana kadar henüz yeni ağrı yok. Öğlen ve akşam bir daha alacağım. Gerisi Allah kerim 🙂 Bakalım geçecek mi. Önümüzdeki haftalardan rutin kan tahlillerimi yaptıracağım. Orada daha net görebileceğiz kan sayımında, anormal bir durum var mı yok mu diye…

Buscopan Plus Film Tablet
İlaç Etken Maddesi:
Hiyosin – N – butilbromür, Parasetamol

Hiyosin – N – butilbromür / Parasetamol Nedir?

Hiyosin-N-butilbromür sindirim sistemi ve üreme – boşaltım sistemlerine ait düz kasları gevşeterek çalışır, böylece spazmları düzeltir ve/veya oluşmalarını önler. Parasetamol ise ateş düşürücü, ağrı kesici etki gösterir.

Hiyosin – N – butilbromür / Parasetamol aşağıdaki durumlar ile ilgili bir ilaçtır:
– sindirim sisteminde oluşan spazmlar
– safra yolları spazmları
– spazmlarla birlikte görülen ağrılar
– üreme – boşaltım sisteminde oluşan spazmlar
– zorlu ve ağrılı geçen adet (regl) dönemleri