Aylar: Ağustos 2014

Obezite Cerrahisinde Destek Grupları Neden Önemli?

obezite cerrahisinde destek grupları

2006 yılında üniversiteden mezun olduğum yıl obezite ameliyatlarını araştırmaya başlamış ama ameliyat olmaya 2014 ocak ayında karar vermiştim. 10 yıla yakın düşündüm yani. Çok araştırdım. İngilizce ve Türkçe bulabildiğim her kaynağı okudum. Obezite ameliyatı olmuş insanların bir araya geldiği forumlara üye oldum, buluşmalarına katıldım, aklıma gelen her şeyi sordum… Hatta çok iyi hatırlıyorum, Türkiye’de ilk Gastric Bypass ameliyatı olan kızla da bizzat tanışmıştım.

Demeye çalıştığım, midenizin üçte ikisini aldırmak, öyle bir gecede alabileceğiniz bir karar değil. Olmamalı da. ‘Of yeter ben diyet yapmaktan sıkıldım, ameliyat olacağım!’ diye gecenin 3’ünde bir hezeyan anında alınmamalı bu karar. Tüm hayatınızı değiştiren, ciddi bir ameliyat bu. Ve tüm önemli kararlar gibi, sizden daha deneyimli olanların fikirlerine danışılarak verilmesi, daha doğru olur.

Tıpkı benim ameliyat öncesi doktorumun diğer hastalarıyla telefonda konuşarak aklımdaki tüm soru işaretlerini gidermem ve ameliyattan saatler önce bile hastaneden taburcu olmak üzere olan başka bir hastasıyla son endişelerimi paylaşmam gibi… Böyle hassas ve önemli bir konuda, manevi destek çok büyük bir ihtiyaç. Çünkü tamamen yabancı olduğunuz yeni bir dünya bu. İster benim gibi yıllardır araştırıyor olun, ister bugün Duodenal Switch’in ne olduğunu öğrenmiş olun; her gün yeni bir şey öğrenmeye devam edeceksiniz -tabi isterseniz-. Ben şahsen büyük bir zevkle yapıyorum bunu… Bilgi almak kadar vermek de hoşuma gidiyor. Zaten ameliyat öncesi ve sonrası desteğin ne kadar önemli olduğunu bildiğim için bu blogu açtım 🙂

Peki nerede bu obezite destek grupları?

Eskiden forumlar vardı, şimdi Facebook var. Onlarca obezite destek grubu var Facebook’ta ama hepsi tarafsız değil. Nasıl mı? Çünkü çoğu grup, obezite cerrahisi doktorları tarafından açılan ve onların asistanları tarafından yönetilen gruplar. Ve ne yazık ki -tarafsız görünmeye çalışsalar da- kendi uyguladıkları prosedürler hariç diğer ameliyat türleri hakkında konuşulmasını bile istemedikleri grupları var. Nereden mi biliyorum? Çünkü geçtiğimiz kış aylarında bu ameliyatı olmaya karar vermişken, H… C…’un destek grubuna katıldım. Yazdım çizdim sordum ettim, amacım daha çok bilgi sahibi olmaktı. Daha doktoruma karar vermemiştim. Hangi ameliyatı olmam gerektiğini düşünüyordum hatta o zamanlar.

Ve Duodenal Switch (DS) ameliyatını keşfettim! Tabi ki ilk önce üye olduğum obezite grubunda bunu sordum. Nedir bu ameliyat, kim yapar, H. Bey yapıyor mu vs. diye bir soru sordum. A-ah bir de ne göreyim, sorum silindi gruptan! Ama neden? Bir kuralı mı ihlal etmiştim? Yoo hayır. Nedenini asistanına sorunca anladım ki H. Bey bu ameliyatı yapmıyor ve yapmadığı için de sayfasında yayınlansın istemiyor… Tercih onun tabi ama bu tavır hiç samimi gelmemişti bana. Sen orada potansiyel müşteri arıyormuşsun anlaşıldı deyip, gruptan çıkmıştım. Arkasından Tuğrul hocayı keşfettim zaten ve gerisi geldi…

Bu arada benim de üye olduğum bir destek grubu var, adı Obezitem.com. Pek çok üyesiyle tanıştım ve sık sık yazışıyoruz Facebook’ta, ya da telefonda görüşüyoruz. Herkesten yeni bir şeyler öğreniyorum. Geçen gün de beni Amerika’da yaşayan DS’li bir hanımefendinin açtığı destek grubuna üye yaptı doktorum sağolsun. Grubun adı Duodenal Switch Patients. İngilizce’niz varsa mutlaka üye olun. ‘Ben bile çok şey öğreniyorum’ dediğinde şaşırmıştım ama gerçekten de öyle. İki gündür yorumları inceliyorum ve her hastanın birbirinden farklı olduğunu ama yine de ne kadar çok ortak yönü olduğunu görünce mutlu oluyorum. Bu yolculukta hiçbirimiz yalnız değiliz. Dünyada milyonlarca obezite hastası var ve yüzbinlercesi de ameliyatlı. Geriye deneyimlerden ders çıkarmak kalıyor…

Destek gruplarından öğrendiklerimi paylaşacağım sizinle de 😉 Bir sonraki yazıda artık…

Reklamlar

Kilo Vermek Ya Da Vermemek, İşte Bütün Mesele Bu…

tartı

40 numara olan ayaklarım 4 ayda küçüldüler! 39 numara oldu mu bilmiyorum ama bütün ayakkabılarımın artık bol geldiğini biliyorum. Dövmelerim bile küçüldü 😀 Parmaklarım da inceldi; alyansımı bazen yüzük parmağıma değil de orta parmağıma takmak zorunda kalıyorum! 2013’ten itibaren aldığım hiçbir pantolon artık olmuyor. Küçülen kıyafetlerinizi sakın atmayın, lazım olacak.

Kabızlık çekiyor ya da ‘çıkarken’ zorlanıyorsanız yağlı yiyecekler yiyin; mucizevi şekilde hemen fayda ediyor. Doktorumun tavsiyesiydi, işe yaradı.

• Obezite ameliyatı olduysanız, elinizin ayarını kalibre etmeniz gerekiyor ki benim gibi kazanla yemek yapmaya devam etmeyin! Ne yazık ki bu aralar evde en çok yemek atılıyor, çünkü alışkanlıkla çok miktarda yapıyorum ve yenmedikleri için bozuluyorlar – ki en nefret ettiğim şey yemek atmak, bayat ekmekleri bile n’apar eder kullanırım normalde. Bilmem söyledim mi önceden ama kendime taktığım lakap ‘yarım porsiyon’. Daha fazlasını yiyemiyorsunuz çünkü. Sevgili doktorum Tuğrul Demirel’in söylediğine göre bir hastası 1,5 porsiyon tavuk şiş yiyebiliyormuş. E maşallah ona 😀 Mide zamanla büyüyor tabi…

  Yine doktorumun dediğine göre Gastric Bypass olanların 20 sene sonra kilolarını koruma oranı %40 iken, Duodenal Switch olanların %84’ü zayıf kalabiliyormuş. İşte tam da bu yüzden ameliyat tercihi yaparken uzun vadeli düşünmeniz gerekir. Özellikle de gençseniz. Ameliyattan 5-10 sene sonra tekrar kilo alma riskiniz varsa hiç ameliyat olmayın daha iyi… Benim doktorum Gastric Bypass yapmıyor. Çünkü daha etkili ve daha başarılı ameliyatlar var! Yaptığı en basit ameliyat tüp mide. Ama onun da avantajlarını ve dezavantajlarını hastalarını detaylıca anlatıyor. Tercih size kalıyor sonra. Benim tavsiyem -eğer çok yüksek VKİ’niz varsa- mutlaka Duodenal Switch olmanız. Tereddütsüz.

  Şu anki VKİ’m, yani Vücut Kitle İndeksim 37.2. Ameliyattan önce 48.3’tü! Yani eskiden morbid -ölümcül- obezdim, artık sadece obezim. İdeal kilom 70. Şu anda 110 kiloyum. 33 kilo verdim, geriye 40 kilocuk kaldı 😛

Vücut Kitle İndeksi Değerleri Ne İfade Ediyor?

18.5 kg / m²’nin altında olanlar – Zayıf
18.5-24.9 kg / m² arasında olanlar – Normal kilolu
25-29.9 kg / m² arasında olanlar – Fazla kilolu
30-39.9 kg / m² arasında olanlar – Obez (şişman)
40 kg / m²’nin üzerinde olanlar – İleri derecede obez (Morbid obez)

Siz de kendi VKİ’nizi obezitem.com sitesinden hesaplayabilirsiniz.

Ama yine de sosyal mesaj vermeden geçemeyeceğim. Siz tartıdaki sayı değilsiniz, kim olduğunuzu belirlemiyor orada gördüğünüz sayı! Az önce vermem gereken kiloyu hesaplarken bir kez daha fark ettim. Ne kadar kilo vermem ‘gerektiği’ umrumda değil 🙂 Doktoruma da geçen gün onu dedim, ben böyle kalsam da olur, kendimi çok iyi hissediyorum. Bu ameliyatı zayıflamak değil sağlıklı olmak için oldum. İlk motivasyonum buydu. Merdivenleri kolay çıkmak, yürüyüşe çıktığımda tıknefes olmamak, oturup kalkarken rahat etmek, hareket özgürlüğümü geri kazanmak, diz ağrısı çekmemek ve ailemde de mevcut olan tansiyon, şeker vb. hastalıklara ileride yakalanmamak için ameliyat oldum. Lütfen kilo vermeyi bir obsesyon haline getirmeyin. İnanın siz böyle de çok güzelsiniz. Sadece sağlığınızı düşünün. Çünkü sağlıklı olmadıktan sonra 36 beden olmak hiçbir işe yaramaz… 🙂

Su İçmemek Şişmanlatıyormuş!

su içmemek şişmanlatıyor

Bugün 3. ay kan tahlili sonuçlarımı doktoruma götürdüm, doğru yolda mıyım n’oluyor diye. Her şey yolundaymış, turp gibiyim maşallah. öyle de hissediyorum zaten. Hiçbir sıkıntım yok. İlaçlarımı almaya aynen devam. Çinkom biraz fazla çıktı ama sorun değilmiş. Kolesterolüm de üst sınırın biraz üzerinde, 220 civarı ama bu sonuç da normalmiş. Kan yağları değerlerinde 6-8 ay boyunca dalgalanma olurmuş.

Yalnızca biraz daha su içmem gerekiyor çünkü su içmemek kilo aldırıyormuş! Bunu bugün doktorum söyledi valla. Biliyordum ama insanın bazen tekrar duyması gerekiyor. Şahsen de tanıdığım ve çok sevdiğim detoks uzmanı Gül Kaynak’ın su içmemekle ilgili çok güzel bir yazısı var. Bence kendinize bir bardak su koyun ve bu yazıyı okuyun 🙂

Not: Bir bardak suyun içine bir çay kaşığı karbonat (ya da İngiliz karbonatı) koyarsanız su daha yumuşak içimli, daha alkali ve daha sağlıklı olacaktır. Bu da Gül hanımdan öğrendiğim bir taktik. Ama yine de kullanmadan önce doktorunuza danışmanızı öneririm.

Su İçmemek Şişmanlatır Mı?

Yetince su olmadan yeterince enerjiye sahip olamayız ve güçsüz hissederiz. Yapılan çalışmalar su oranındaki %3’lük bir düşüşün, kas gücünde %10 azalma, hızda %8 düşme ve daha düşük kas dayanıklılığına yol açtığını göstermektedir.

Kronik olarak dehidre, yani sağlık uzmanları tarafından önerilen miktar olan günde minimum 2 litre suyu içmeyen %75’in arasında mısınız? 

Maalesef günümüzde çoğu insan günlük ortalama 1 litre sıvı alıyor; bunun da çoğu asidik içeceklerden yani çay, kahve ve meşrubattan, ki bunlar aslında vücudun suyunu çalıyor. Amerika’daki Cornell Tıp Beslenme Merkezi’nin yaptığı bir ankette katılımcıların %10’u gün içinde hiç su içmediklerini belirtmiş!

Sağlıklı bir insanın vücut ağırlığının %70’i sudur. Kaslarımızın ve kalbimizin %75’i, beynimizin ve böbreklerimizin %83’ü, akciğerlerimizin %86’sı ve gözlerimizin %95’i sudan oluşur. Kemiklerimizin bile %22’si sudur! Eğer yeterince su içmezsek – ki çoğumuz içmiyoruz – veya yanlış içecekler tüketirsek vücut sağlığımızı riske atarız.

Ortalama bir yetişkin gün içinde terleme, idrar, hareket, hatta uyku yolu ile 2,5-3 litre sıvı kaybeder ve bu yerine konmazsa vücut susuz kalır.

Yeterince su içmemek bizi öncelikle yorgun yapacaktır; gün içindeki yorgunlukların bir numaralı sebebi su eksikliğidir. Yetince su olmadan yeterince enerjiye sahip olamayız ve güçsüz hissederiz. Yapılan çalışmalar su oranındaki %3’lük bir düşüşün, kas gücünde %10 azalma, hızda %8 düşme ve daha düşük kas dayanıklılığına yol açtığını göstermektedir.

%4’lük su kaybına ulaştığımızda ise baş dönmeleri hissederiz ve fiziksel güç kapasitemizde %30’luk bir güç kaybı oluşur. Bir puan daha düşünce büyük ihtimalle konsantrasyon bozukluğu, uyuşukluk ve baş ağrısı yaşarız.

Susuzluk düşünce bozukluğuna, kısa süreli hafıza problemlerine, kendimizi sözlü olarak ifade etmemizde zorlanmaya ve odaklanma problemlerine yol açabilir. Belki de hafıza zayıflaması zannettiğiniz, günlük su tüketiminizin azlığı ile alakalıdır!

Bu liste uzayıp gidiyor; baş dönmesi, el ve ayak soğukluğu, huzursuzluk, asabiyet, depresyon, şeker tüketme isteği, kramplar, mide ekşimesi, eklem ve sırt ağrıları, migren, kabızlık… Uzun süreli kronik susuzluk ise obezite, kalp hastalıkları, kanser gibi daha ciddi hastalıkların sebeplerinden biri olarak gösteriliyor. Eğer vücudun suyunun %15-20’sini kaybedersek, yaşamımız direk olarak tehlikeye girebilir. Kısacası su eksikliği bizi öldürebilir!

Öte yandan sağlığımızla ne kadar ilgiliyiz tartışılır! İçimde uyuyan “mühendisi” uyandırarak verdiğim bunca istatistik ve bol rakamlı bilgiyi aldığım “Zayıflamada PH Mucizesi” kitabının yazarı Dr Robert Young’tan PH eğitimi almak için San Diego’daki merkezine gittiğimde, biz öğrencilere ilk söylediği: “Aslında kitabımın adı Sağlıkta PH Mucizesi olacaktı, ama editörüm büyük bir çoğunluğun sağlıkla değil de zayıflamak ile ilgilendiğini söyledi, bizde kitabın adını değiştirmek zorunda kaldık…” idi!

İngilizcede “You can never be too thin or too rich.” – “Hiçbir zaman yeterince zayıf veya yeterince zengin olamazsınız.” sözü çok üzücü ama belki de günümüzde insanoğlunun bir türlü tatmin olamama sıkıntısını açıkça anlatıyor.

O zaman oyunu kurallarına göre oynayalım: Evet eğer yeterince su içmezsek şişmanlarız! Bu kadar basit. Hafif susuzluk bile metabolizmamızı %3 oranında yavaşlatır. Vücudumuzun susuzluk işaretlerine gözümüz o kadar kapalıdır ki, susadığımızda acıktığımızı zannedip hemen ağzımıza yiyecek bir şeyler atarız. Yani, yeterince su içmezsek, gereğinden fazla yeriz. Ayrıca yeterince su almazsak, vücut elindeki suyu tutar, kendimizi şişmiş ve rahatsız hissederiz, ayrıca olduğumuzdan daha kilolu görünürüz! Vücudumuzdaki ödemi atmanın en kolay yolu daha fazla su içmektir.

Asidik bir vücut yağlanmaya başlamış bir vücuttur. Vücut içtiğimiz suyu asitleri nötrlemek, asit fazlasını seyreltmek, asitleri ve toksinleri idrar, ter ve bağırsak yoluyla yıkamak için kullanır. Yeterince su içmezsek vücudumuz çok asitli olur ve yağ depolama durumuna geçer. Alman araştırmacılar su içmenin kalori yakma oranını arttırdığını ortaya koymuştur; sadece 2 bardak su bile metabolik oranı 3 puan arttırır.

Bu bulguların yayınlandığı Journal of Clinical Endocrinology and Metabolism dergisi, bir yıl boyunca günde içilen 1,5 litre ilave suyun ekstra 17,400 kalori yakmayı sağladığını anlatıyor; başka bir deyişle tam 2,5 kilo!

Hiçbir şey yemeden 30 gün dayanabileceğimizi, öte yandan sadece 72 saatlik bir susuzluğun ölümle sonuçlanacağını biliyoruz. Ayrıca vücudumuz soğuk havada, sıcak havada kullandığı kadar su kullanıyor ve uyurken kullandığımız su oranı uyanıkken kullandığımız su oranına eşit!

O zaman bu kadar bilgi üzerine hemen bir bardak su içelim ve gün içinde devamlı ve bol su içmekten korkmayalım. Halk arasında yaygın olan “Çok su içersem böbreklerim yorulur” inancı maalesef doğru değildir; asıl bol su içmek böbrek taşının oluşumunu önlemede çok önemli bir etkendir.

Su içmenin önemini hatırladık, şu andan itibaren günde en az 2,5-3 litre suyu amaçladık, ki bu çok güzel bir başlangıç.

Kaynak: Detoks Uzmanı Gül Kaynak

Gün İçinde Ne Yiyorum?

Bu ameliyatı olup da 50-60 kilodan fazla vermiş insanların, en çok ne yediklerini merak ediyorum – doğal olarak. Biraz da bu yüzden yediklerimi paylaşmaya özen gösteriyorum. Şu son 2 günde sabah, akşam ve ara öğünlerde yediklerim şöyleydi – iki günü karışık olarak verdim, bütün gün bunların hepsini yemem imkansız çünkü, çok fazla. Misal olarak verdim öğünleri 😉

borek_kavun

Kahvaltı: Bir parça peynirli börek (içinde domates biber soğan da var) ve biraz kavun. Ve evet, her zaman sağlıklı şeyler yemiyorum, bunu diğer op’lulara da sorsanız söylerler. %100 sağlıklı beslenen varsa da ne mutlu onlara 🙂 Böreğin içindeki sebzeler ve yanındaki meyve ile içimi rahatlatıyorum diyelim. Ama her gün yumurta peynir de yenmiyor be… Böreğin yarısını anca bitirebiliyorum bu arada, tamamını yiyebildiğim olmadı daha.

peynir_seftali

Ara Öğünler: Bir ara öğünde Bahçivan’ın küçük atıştırmalık peynir toplarıyla birlikte küçük bir salkım yeşil üzüm. Bir başka ara öğünde de 1 adet şeftali yedim.

et_pilav_salata

Öğle Yemeği: Bir parça kırmızı et, biraz pilav ve salata. Evet salatayı bitiremedim pilav yediğim için, ama tam tersi olmalıydı *my bad* Eti çok zor yiyorum bu arada ama yapacak bir şey yok, mecburum yemeye.

simit_ayran

Ara Öğün: Çeyrek simit ve 1 adet küçük ayran. Sıvıyla katıyı bir arada tüketmeme kuralını çoook nadir de olsa bozuyorum. Ne de olsa kurallar yıkılmak içindir. 

Akşam Yemeği: Yarım porsiyon zeytinyağlı barbunya yemeği, bol limonlu, ekmeksiz. Neredeyse HİÇ ekmek yemiyorum diyebilirim.

Bu arada belirtmek isterim ki gördüğünüz tüm tabaklar tatlı tabağıdır. Normal, büyük servis tabaklarıyla yemek yemiyorum çünkü yediklerim ancak tabağın yarısını dolduruyor. Bu yüzden biraz da gözüm doysun diye küçük tabaklar kullanıyorum. Yine de çoğu zaman tabaktakileri bitiremiyorum.

Not: Paylaştığım yemekler tesadüfen karbonhidrat ağırlıklı oldu ama her zaman böyle değil tabi ki. Ara öğünlerde sık sık küçük konserve ton balığı (pratik olduğu için) ve protein tozlu süt tüketiyorum. Akşam yemeklerim de %90 protein oluyor. Genellikle tavuk ve kırmızı et. Yediğim diğer şeyleri görmek için YEMEK etiketine tıklayabilirsiniz.

Obezite Ameliyatı Sonrası Saç Dökülmesi

saç dökülmesi
Vücuttaki ilk vitamin eksiklikleri kendini -tüm düşük kalorili diyetlerde olduğu gibi- ilk önce saç dökülmesiyle gösteriyor.
 Daha önceki yazılarımda da saçlarımın çok döküldüğünü söylemiştim ama ne kadar döküldüğü hakkında bir fikir sahibi olmanız için size fotoğrafını göstermek istedim. Çünkü bu ameliyatı olmadan önce ben de çok duydum saçların dökülmeye başladığını ama NE KADAR döküldüğünü hiç göremedim. Kısmet benim göstermemmiş 🙂

***UYARI***

Görsel olarak çabuk midesi bulananlar ya da bir başkasının saç dökülmesini görmek istemeyenler tıklamasın! Sonra vay efendim söylemedi demeyin. Burada sadece gerçekler var ve bunlarla yüzleşmek gerekiyor. Saçlarımın ne kadar döküldüğünü görmek için tıklayın. Bu sadece bir taramada çıkan saç. Ve evet ameliyatla kilo veren kadınların çoğu işte bu yüzden kısa saçlı. Ben de kestirmek zorunda kaldım. Ama sorun yok, daha da hafifledim. Allahtan kısa saç bana yakışıyor 😉

Saç dökülmesiyle ilgili Medicorium’dan edindiğim bilgiler şöyle:

Obezite Cerrahisinden Sonra Saç Dökülmesi

Bariatrik cerrahiden sonra saç kaybı çok sık görülen ve çok can sıkan bir sorundur. Hastaların yaklaşık % 40’ında görülür. Oysa tüm hastalar doğal olarak hem başarılı şekilde kilo vermek, hem de hala güzel saçlara sahip olmak isterler. Bariatrik cerrahiyle ilişkili saç kaybına telogen effuvium adı verilir ve normal saç döngüsünün bir türüdür. Genellikle 6 aydan uzun sürmez. Bebeklerde yaşamın ilk aylarında görülen saç dökülmesine çok benzer.

Vücut adeta çok dengeli bir makine gibidir. Ancak yaşlandıkça ve yaşam tarzı değiştikçe bu mükemmel denge de zedelenebilir. Aşırı yeme, stress, ağır egzersiz gibi sağlıklı yaşam için optimal olmayan durumlar bunu hızlandırır. Günlük yaşam döngüsünde her gün saçlarımızın bir kısmını kaybederiz. Stress, genetik faktörler, çevresel etkenler ve diyet gibi pek çok dış faktör de hem kadın, hem de erkeklerde saç dökülmesine yol açabilir.

Obezite cerrahisinden sonra görülen saç dökülmesi ise, genellikle besin maddeleri ve vitamin alımındaki dramatik düşüşten kaynaklanır. Burada kastedilen vitamin eksikliğinden farklıdır. Kalori ve besinlerin emilimindeki ani değişiklik vücutta şok etkisi yaratır.

Obezite cerrahisinin amacı vücudun bozulmuş olan dengesini tekrar oluşturmaktır. Ancak obezite hastalarında vücut genelde ihtiyacından daha fazlasını tüketmeye alışmıştır. Bu da cerrahiden sonra kalorik dengenin daha sağlıklı bir yaşam tarzına ulaşmak için değişeceği anlamına gelir. Bu şok, besin ve vitaminler vücudun diğer bölümlerine yönlendirileceğinden geçici saç dökülmesine yol açar.

Saç dökülmesinin nedeni ne olursa olsun, saçlarının döküldüğünü görmek herkes için çok stressli olabilir. Bariatrik cerrahi geçiren hastaların unutmaması gereken, bunun neredeyse tamamen geçici olduğudur.

Kilo kaybı amacıyla yapılan herhangi bir cerrahi işlem, özellikle de beslenme önerilerine yeterince uymadığınızda ve destek
kullanmadığınızda diyetinizdeki protein ve demirin eksilmesine yol açabilir. Böylece normal saç siklusunda saçlar daha kısa, ince ve zayıf olarak büyüyebilir. Obezite cerrahisi aynı zamanda hormon seviyelerinde de değişikliklere yol açar. (Ki bu değişiklikler, obezite cerrahisinin etkinliğinin bir kısmından da sorumludur.) Bu dalgalanmalar da saç büyümesini etkiler. Hasta ideal kilosuna
yaklaştıkça bu anlamlı kilo kaybı azalmaya başlar ve hormon seviyeleri de daha normal düzeylerde sabitlenir.

Tipik olarak, obezite cerrahisinden sonra görülen saç dökülmesi 3-6. aylar arasında olur. Bazı hastalarda daha erken veya daha geç de görülebilir. Ortalama olarak cerrahiden 12-18 ay sonra, hastanın kilo kaybı ve yeme alışkanlıkları stabil hale geldiğinde saçlar da önceki güçlerine kavuşurlar. Gastrik bypass gibi emilimi azaltan operasyonlarda saç dökülmesi olasılığı, mide bandı veya tüp mide gibi kısıtlayıcı ameliyatlara göre daha yüksektir.

Saç Dökülmem İçin Neler Yapmalıyım?

İyi haber, kronik bir hastalığınız veya saç dökülmesi için genetik nedenler olmadığı sürece bu tip saç dökülmesinin daima geri dönüşlü olduğudur. O nedenle, öncelikle rahatlayın ve bu durumu dert etmeyi bırakın. Cerrahi stressi ve kilo kaybına bağlı olarak % 5-15 saç kaybı doğaldır. Nadiren 6 aydan uzun sürer ve kaybedilen saçlar tamamen geri gelir. Cerrahınızla görüşerek kronik hastalık veya beslenmeyle ilişkili olmayan faktörlerin olmadığını kesinleştirin. Cerrahınızın önerdiği beslenme şemasının dışında çok abartılı eklemeler yapmayın. Proteini veya kaloriyi abartmanız kilo kaybınızı sabote edecektir.

Unutmayın saç dökülmesi öldürmez, ama obezite öldürür 🙂

Yeterli B vitamini, folat, çinko ve biotin içeren bir multivitamin alın. D vitamini ve B12 takviyelerini de unutmayın. Aşırı A vitamini ve yüksek doz çinko kullanımı zararlı olabileceğinden bunlardan kaçının. Demir eksikliğiniz varsa cerrahınız ve bariatrik diyetisyeninizle görüşerek demir takviyesi alın. B vitamini takviyelerinin de herhangi bir zararı olmayacağından kullanabilirsiniz.

Omega 3’den zengin olduğundan, haftada birkaç kez balık yemeyi alışkanlık haline getirin. Aksi halde balık yağı takviyeleri konusunda cerrahınız veya bariatrik diyetisyeninize danışın.

Saç Dökülmesinin Tedavisi Nasıldır?

Geçici bir durum olduğundan, rutin ameliyat sonrası ilaç ve diyet tedavinizi değiştirmenize gerek yoktur. Saç dökülmesini engelleyecek veya geri çevirecek herhangi bir ekstra ilaç yoktur. Özellikle aşırı dozdan kaçınmak için çinko, demir gibi preparatları kendi başınıza kullanmayın.

Dışarıdan sürülen maddelerin saç dökülmenize bir etkisi olmayacaktır. Minoxidil gibi bazı ilaçların saç gelişimini uyardığı bilinmektedir. Bunların telojen effuviumu durdurma etkisi kanıtlanamasa da, kısmen yararlı olabilirler.

Son Zamanlardaki Ruh Halim

IMG_2611.JPG

Bu sabah tartıldım ve 111 kilo olduğumu gördüm 🙂 1,5 ay sonra ikili haneleri göreceğim gibi geliyor. Toplamda 32 kilo verdim şimdiye kadar. Dile kolay ama insan düşününce çok fazla olduğunu anlıyor. Normal şartlarda ben bu kadar kiloyu diyet ve sporla vermeye kalksam, 8-9 ayda verebilirdim – ki o da biraz zor olurdu, diyetleri devam ettirmek çok sağlam bir irade istiyor malum-.

Hayatım boyunca aklımın en ortasında duran ve tüm yaşantımı kontrol eden zayıflama isteği ve çabası ortadan kalktı ve ben 30 yıldır hiç hissetmediğim kadar rahat ve özgür hissediyorum!

Canım ne çekerse yiyorum ve birkaç lokma sonra doyduğum için asla suçluluk duymuyorum (bazen birkaç gün üst üste tatlı yersem kötü hissediyorum sadece, o da malum dönemlerde oluyor). Yemekle verdiğim kavgam sona erdi. Beynimin kıvrımlarını sürekli meşgul eden ve beni yaşamaktan engelleyen bir şey yok artık! Daha korkusuz oldum. Kıyafetler artık üzerime çok şık bir şekilde oluyor, denize girmekten ve sere serpe güneşlenmekten korkmuyorum, eskiden 10 dk. yürüdüğümde yorulurken şimdi 2,5 saat aralıksız yürüyüş yapabiliyorum…

Ama tabi ben hala dışarıdan bakıldığında şişman bir kızım. Hala bir ortama girdiğimde tip tip bakan hatta laf atan onlarca insan var ve bu benim sinirlerimi hala bozuyor – ama eskisi kadar değil. Takmamayı öğrenemedim ama birkaç ay sonra bundan da “kurtulacağımı” hayal ederek işimi kolaylaştırmaya ve kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum. Ha belki o zaman da sarkan kollarıma ve bacaklarıma bakacaklar ama olsun! Buna değer. Çünkü o bana nereden geldiğimi ve neler başardığımı hatırlatacak!

Kahvaltı: Mantarlı Omlet

mantarlı omlet

Birkaç gündür sabahları yumurtamı mantarlı yapıyorum. Yumurtanın tadını daha az alıyorum böylece ve bitirebiliyorum kahvaltımı. 2 büyük mantar ve 1 adet yumurtayla yaptığım omlete, lezzet vermesi için 1 acı biber, çok az salça ve tuz karabiber ekliyorum. Mantar ve biberleri çok ince doğrayın ve çok kızgın tavada zeytinyağı ile birkaç dakika sote edin, sonra yumurtayı zevkinize göre pişirin. Ekmeğe hiç gerek yok, oldukça doyurucu 🙂 Benim gibi yumurtayla arası iyi olmayanlar için kesinlikle tavsiye ettiğim bir omlet bu. Artık evde sürekli mantar bulunduracağım.

Akşama yine kinoa pişireceğim, proteine yüklenmem gerek, çünkü saç dökülmelerim çoğaldı. Uzmanlar diyor ki: ”Proteinden fakir diyetler yapan veya anormal beslenme alışkanlığına sahip kimselerde protein eksikliği oluşuyor ve vücut proteini muhafaza etmek için saçları dinlenme evresine sokuyor. Bundan 2-3 ay sonra da yoğun bir saç kaybı oluşuyor. Bu durum yeterli miktarda protein alımıyla düzelebiliyor.”

Yarın bununla ilgili bir yazı gireceğim ve saç dökülmesini önleyen maske tarifleri vereceğim.